EĞİTİM LAZIM DA, PEKİ BU; NASIL BİR EĞİTİM?

 

Değerli üyeler;

 

Eğitim çok gerekli değildir, insan kendi kendini de eğitir, önemli olan yetenektir diyen
genç kardeşlerim beni ne kadar yorsalar da, sonuçta ortak noktada buluşmak yorgunluğuma değiyor.

Lakin bir de inatlaşarak yanlışları savunmakta ısrar edenler veya dürüst tartışmayıp asıl niyetlerini gizleyenler var. Bir de hiç bir şey bilmeden bilgiçlik taslayan, yapmadığını yaptım deyip yalan söyleyen veya kendisini dev aynasında görenler var.

Beni işte asıl onlar yoruyor.

Şimdi konumuz madem ki eğitimdir, aslında bir yönüyle de İDEAL GRAFİK EĞİTİMİ NASIL OLMALIDIR? sorusuyla da bağlantılıdır.

Bir yazımda demişim ki;

Eğitim konusu ülkemizde kanayan bir yaradır ama bunun çözümü eğitimi inkar edip yerine eğitimsiz yeteneği koymak değildir.

Aynı yazımın son paragrafında şunu demişim;

Çözüm, Grafiker Eğitimi için ideal eğitim programları ve müfredatları hazırlayıp DEVLETE, OKULLARA veya YÖK’e sunmaktır.

Tüm bunlara şunu ekliyorum;
Bu kanayan yaranın çözümü; kişinin yeteneğine uygun eğitim almasıdır. İşte grafik müfredatı herkesi tek tip grafiker olarak yetiştirmek olmamalı, eğitim sırasında grafikerleri eğilimlerine göre branşlara ayırmalı ve öyle eğitmelidir.

 

Bu; tıp eğitiminde de böyledir, mühendislik eğitiminde de böyledir, hatta spor eğitiminde de böyledir.

Aklı başında her ülke böyle yapar.

Bakınız bu konuda grafiker tasarımcı ve art direktör Sn. İsmail Ev ne diyor;

fakirleştirilen ülkelerde beyinleri köleleştirilmiş(satın alınmış) yöneticiler toplumlara lanse edildi. Toplumun içinden yetişen kahramanlar ise yalnızlığa ve güçsüzüğe mahkum edildi.
Gerçek alim, gerçek bilim ve söylemler ti’ye alındı.

Bakınız; http://www.grafikerler.org/cafe-org/11560-krizin-sorumlusu-bulunur-bekci.html#post65189)

 

İsmail beye katılıyorum. Katılıyorum ki, o doğrultuda yazılar yazıyorum.

Ancak yabancılar tarafından satın alınmış veya kandırılmış yöneticiler kendi ülke insanlarını mutsuz edecek, kişilerin yeteneklerine uygun olmayan, ülke kalkınmasını geciktirici eğitim metotları seçerek eğitim adı altında zulüm yapmaktadırlar.

Çözüm olarak önerdiğim ve aslında çok ama çok basit bir uygulama olan; kişinin yeteneğine uygun eğitim alması halinde; yanlış eğitimle zaman kaybetmek, yılları boşa harcamak, eğitildiğini sanırken mutsuz olmak, yanlış eğitim sonucunda yanlış meslek edinip istenen maddi veya manevi başarıya kavuşamamak, bunun da kişiye veya ülke ekonomisine zarar vermesi gibi olumsuzluklar zaten kendiliğinden yok olacaktır.

Ama bu olumsuzluklar bizde YOK olmamış, Yüksek Öğrenim Kurumu kurularak adı YÖK olmuştur.

YOK olması gereken şeyler YÖK olunca genellikle bir çok yazımda bahsettiğim “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” zihniyeti ile inşaat mühendisleri çizgi film bölüm başkanı olabilmiştir.

 

Mezarından Pablo Picasso çıkıp gelse güzel sanatlar fakültesinde ders vermek istese, “sen profesör değilsin” diye reddedilecek noktaya gelinmiştir.

YOK olması gereken şeyler YÖK olunca; kimi güzel sanatlar fakültelerinde grafik tasarım derslerinde masa üstü yayıncılık, web yayıncılığı ve 3 boyutlu tasarım ve modelleme dersleri verilirken, bazı fakültelerde ise 1 yıldır Freehand dersi alıp da kartvizit yapamayan grafik öğrencileri vardır.

 

Kimi grafik bölümlerinde Grafik Tasarım Eğitimi programı hemen hemen hiç yoktur ve ağırlık fırça ile yapılan Temel Sanat Eğitimi ve 500 yıl öncesine ait taş baskı / çinko baskı derslerine verilmekte olup computerde dijital tasarım eğitimine çok az yer verilmekte, adeta grafiker yerine ressam yetiştirilmekte, öğrenciler harcanmaktadır.

Bu nedenle bazı yazılarımda “öğrenciler yarı eğitilmiş olarak piyasanın vahşi koşullarına bırakılmaktadır” cümlesini kullandım.

Bunun canlı tanığı grafikerler.org sitesinin sahibi Ömer Yıldız’dır. Birkaç yıl önce bu anlattığım tarzda yanlış eğitim almış bir öğrenci benimle ve Ömer beyle msn’de chat yaptı ve bana 2 yıllık bir meslek yüksek okulunun bu sene grafik son sınıfında olduğunu, okulunu bitirmek üzere olduğunu, bir amblem yapması gerektiğini fakat bilgisayar programı bilmediğini, bu yüzden benim yapmamı rica ettiğini söyledi.

 


İşte CHAT KAYITLARI;

(Cevap hakkı doğmasın diye bazı özel isimleri sildim, metnin doğallığını bozmamak için acele yazmaktan kaynaklanan imla ve kelime yanlışlarını aynen bıraktım. Ö= Öğrenci, FÇ= Faruk Çağla şeklinde kısalttım.)

Ö-mrb hocam naslsınız

FC- sağol teşekkür ederim. sen nasılsın?

Ö- bende iiyim tşkr ederim
FÇ- ne var ne yok hayat nasıl gidiyor?
Ö- ii hocam ne olsun bitirme teziyle ugraşıyoruz
sizi gözlerimiz arıyo okulda
ama göremiyoruz
FÇ- sen sXXX’in öğrencisisin değil mi?
Ö- evt hocam siizi gördügüme çok sevndm
naslsınız
FÇ-sağol iyiyim sen nasılsın.
Ö- bende derslerle boguşuyorum çok kötüyüm
FÇ- bi dakka.
Ö- ok hocam
FÇ- telefon geldi.
Ö- öenmli degil siz işinize bakın
FÇ- bir arkadaş. Arıyor konuşuyoruz.
FÇ- senin hoca nasıl.
Ö- canı sıkılıyo heralde
Ö- valla ii
Ö- ama bizi çok yoruuyo
FÇ- sXXX hoca. temel sanat epğitimi dersleriyle mi yoruyor.
Ö- evt biraz zor begeniyo ya obkmdan
Ö- hocam
Ö- hocam ya müsitmsiinimisnz bir şey rica edicem sizden
FÇ- buyur.
Ö- ben fotosohop bilmiyorumda
Ö- oyzden yapamıyorum
FÇ- evet.
Ö- yaparmsıınız
FÇ- bütün sınıftanterklif var.
FC- teklif var.
FC- kimseye yapmamaya söz verdim çünkü birine yapsam ötekine de yapacam. ayrıca vaktim de yok.
FC- gül diye bir kız vardı o da bana yaptıracaktı. sonra birini bulmuş yaptırmış.
Ö- ben kimsye soylemm lutfen hocam çok zor durumdayım
Ö- inanaın yoksa sizden boyle bir şey istemm
Ö- çok basit bir şey istiyorum 10 dkkanzıı bile almaz lutfenn
FÇ- nedir söyle bakiim.
Ö- çok zor durumda kaldım oyzden lutfen hocamm inanın yoksa sizden istememdm boyle bir şey
Ö-
FÇ- ne yapılcak.
Ö- logo yapılacak çiçekçi logosu
Ö- hayali bir çieçkçi logosu
Ö- yapıcakmısınz hocam
FÇ- bi dakka.
Ö- tmm
Ö- hocamm
FÇ- bi dakka.
FÇ- nasıl bir logo olacak bilgi.
FÇ- ver.
Ö- hocam ya
Ö- çiçekçi logosu olucak
FÇ- adı ne.
Ö- hayali bir çieçkçi logosu
FÇ- frehand biliyor musun.
Ö- hyr
FÇ- sen grafik okumadın mı.
Ö- okudum ama bizim hocalarımız sizin gibi
Ö- tek tek ilgilenip yada
Ö- sınnıfı 2 ye bölüp anlatmadılar
FÇ- kaçıncı sınıftasın sen?
Ö- 2
Ö- geeçn sene aldık
Ö- biz o prgramları
FÇ- sen şimdi frehand ve photoshop bilmiyor musun.
Ö- evt
Ö- bilmiyorum
FÇ- bu sene ne programı aldınız.
Ö- frehandde çok az biliyorm onuda kendi çabmla ögrendim
Ö- ama pek bir işe yaramıyo
Ö- bu dönem hiç program almadık
FÇ- bu logo kaç güne kadar lazım.
FÇ- bu arkadaş yapacak.

 

(Ben ona Ömer Yıldız’ın adını ve msn adresini veriyorum. Çünkü bir hoca olarak bir öğrencinin ödevini yapmanın doğru olmadığına inanıyorum)

 

FÇ- benim işim var.
FÇ- şimdi chat yaptığım arkadaş.
FÇ-şimdi seni ekliyor.
FÇ- msn ye.
Ö- yarına lazımm
Ö- tmm hocam
FÇ- sen de onu ekle.
Ö- tmm hocam
Ö- çok tşkr ederim
4 FÇ- bi şi diil.
FÇ- hadi gene kurtardın.
Ö- inşlhh hocam ya sizin sayenizde
Ö- hocam çok tşkr ederimm
FÇ- bi şi diil.
FÇ- iyi aklşamlar. ben çıkıyorum.
Ö- bende çıkıyorum hhocam
Ö- ii akşamlar

 

(Ömer Yıldız, bu öğrencinin logosunu bir gün sonra yaptı ve teslim etti, öğrenciden bir kuruş para almadı, bu öğrenci mezun oldu)

 

(Duydum ki öğrencilerine logo yapmasını öğretemeyen bu grafik bölümü başkanı olan hoca, 2 yıl sonra okuldan uzaklaştırılmış…)

İşte bu chatten de anlaşılıyor ki; program eğitimi ihmal edilmiş, fırça ve boya ile yapılan Temel Sanat Eğitimi sanki 4 yıllık eğitim müfredatı uygulanıyor gibi gereksiz yere 2 yıllık okulda 2 yıl boyunca uzatılmıştır. Program eğitimi sırasında öğrencilerle bizim yaptığımız gibi tek tek ilgilenilmemiş, sınıfın öğrenci sayısı kalabalık tutulmuş, kısaca GRAFİK TASARIMCI YETİŞTİRMEK İÇİN UĞRAŞILMAMIŞ ve PİYASAYA YARI EĞİTİLMİŞ MEZUN, yani YARIM GRAFİKER (belki de çeyrek) gönderilmiştir.

Benim eğitimden kastettiğim bu değildir, bu ALDATMACADIR.Nasıl ki bazı 2 aylık kurslar GRAFİK TASARIM KURSU adı altında aldatmaca yapıyorsa, bazı 2 yıllık ön lisans yüksek okulları da GRAFİK TASARIM BÖLÜMLERİNDE GRAFİK TASARIM EĞİTİMİ adı altında ALDATMACA yapmaktadır.

Sadece yüksek okullar mı böyle? Meslek liseleri nasıl?

Bir yakınımın oğlunun okuduğu meslek lisesinin grafik Bölümünde reklam Filmi Story Board çizimi dersinde, çocuklara bir reklam filmi senaryosu verilip onun temel sahnelerini metne sadık kalarak kamera çekim tekniklerine uygun olarak ve görsel mesaj verme prensiplerine göre çizdirileceği yerde; senaryo ile ilgisiz olarak Mandrake-Kızılmaske, Tommix gibi çizgi romanları ışıklı masa üzerine koydurup oradan anlamsız sahneleri kopya ettirip içini guaş boya ile doldurtarak çizdirilmekte…
Evet böyle bir ALDATMACA ile çocuklara STORY BOARD çizdiren öğretmenlerin var olduğunu bizzat ben gözlerimle gördüm.

Veliler de çocuklarının ne güzel reklam filmi senaryosu resimlediklerini sanıyorlar.


Oysa ki; milli eğitim bakanından bakanlık yöneticilerine kadar tüm bakanlık mensupları, okul müdürleri, öğrenciler ve öğrenci velileri TOPYEKUN OLARAK aldatılıyor.


Bir ülkenin eğitim ordusu kendini ve milletini ancak bu kadar aldatabilir.

Demek ki gerek kurslarda gerekse yüksek okullarda ve liselerde EĞİTİM yerine ALDATMACA varsa, piyasadaki rezil grafik tasarımların sorumlusu mektep medrese görmeyip sadece program eğitimi almış grafikerler değildir.

Sadece program eğitimi alanlar “doğru eğitim alamadım” diye de üzülmemelidir, çünkü doğru eğitim doğru sistemde olur.

Doğru sistem ise doğru adamların yönetiminde olur.

Bu aldatıcı, engelleyici sistemde okullara güvensizlik duyulup şu soru soruluyorsa;
Kaliteli bir Tasarımcı olmak için illa da okulunu okumak mı gerekiyor?

Cevabı şu olmalı;

Kaliteli tasarımcı olmak için, kaliteli okullarda, kaliteli hocalardan eğitim almalı, iş hayatında kaliteli ustaların yanında çıraklık ve kalfalık yaparak tecrübe kazanılmalı, kaliteli bir insan olarak yetişmeye özen gösterilmeli, kalitenin temelinin bilim, ahlak, kültür ve sanat olduğu, kaliteli tasarımcının kaliteli insan olduğu asla unutulmamalıdır.

Kaliteli insanların da kaliteli toplumlarda mutlu olacağı, kaliteli toplumların kaliteli tasarımcıya değer vereceği bilinmelidir.

Kültüre, sanata, fikre ve düşünceye değer vermeyen toplumların eğitiminde sorun olduğu her zaman hatırlanmalı ve ona göre davranılmalıdır.

Bu değerlere değer veren toplumların EĞİTİME DE DEĞER VERDİKLERİ hiç ama hiç unutulmamalıdır.

Saygılarımla…

F.Ç.
—————————

CHAT KAYITLARI bana geçmişimi hatırlattı nedense hocam. Benimde parayla ödev yaptırdığım aklıma geldi.. Nasıl mı? Daha önceki sohbetlerimizde bahsetmiştim Resim öğretmenliği mezunuyum anabilimdalım grafiker Bölümü… Ödevimiz: herkesin bulunduğu il ile ilgili kurumsal kimlik Oluşturmaktı.

 

Eğitim Öğretim yılı boyunca bilgisayar, Program kullanmak nedir bilmeden, toplasanız bir elin beş parmağını geçmeyen sözde bilgisayar odasına gidişimiz var ve bizden böyle bir ödev talep edilidi hem de program kullanarak yapmamız istendi. “Hadi bakalım nasıl yaparsanız yapın şimdi”olayı ile karşı karşıya geldik.

 

O dönemler not önemliydi bizler için ne yapacağımız konusunda bir çıkmaza girmişken o anda bir el uzandı bize yan sınıftan bir arkadaşımız ben sizin ödevlerinizi yaparım dedi biz havalara uçtuk tabi amaaaa ….. ücret karşılığında. O anki şaşkınlığımızı görmeniz gerek el mahkum tabi başka bir çıkar yolu yoktu.

 

Ödevimin tasarı aşamasını önce ben yaptım; işte logomu çizdim kartvizitim şöyle olmalı antetli zarf derken hepsini tasarladım kendi elimle çizerek. Sonra ödevi yapacak kişiye verdim böyle olmalı diye biraz değişiklikle getirdi ödevlerimizi…

 

Şimdi benim hocam anlamadı mı sanıyosunuz benim yapmadığımı anladı evet. Peki bana Dilek bunu sen yapmamışsın neden demedi, diyemedi çünkü biliyordu eksik olduğunu ama eksikliğin bende değil kendinde olduğunu biliyordu.


Çok klasik olacak ama Tekrar o yıllara dönmeyi isterdim gerçekten ama şimdiki aklımla tabi derslerin boş geçmesi çok cazip gelirdi bizlere hakkını aramayan ne denirse, ne istenirse, itiraz etmeden kabullenirdik oysa ne kadar yanlışmış…

 

Benim şansızlığım iyi bir hocam olmasına rağmen ondan faydalanamamak oldu. Onun bölüm başkanı olması işte toplantılar dersin iptali ve bizim bu duruma sevinmemiz ve kayıtsız şartsız bunu kabullenmemiz.

Peki Hocam bu durum yani benim hocamın hazırladığım ödeve itiraz etmemesi erdemli oluşunu mu kılar…(gösterir)?


Dilek Doğrusöz

 

 

 

Dilek hanım, ilginize ve sorularınıza teşekkür ederim.

1-Derslerin boş geçmesine üzülmemek ALIŞTIRILMIŞ BOŞVERMİŞLİK KONUSU ile ilgilidir. Hakkını aramamak, itiraz etmemek ALIŞTIRILMIŞ YILGINLIK konusu ile ilgilidir. Karikatürlerime bakınız. Koyun gibi olmayla veya koyunlaştırılmayla ilgilidir.

2-Hocanızın sizin yapmadığınız ödeve sizin tarafınızdan yapılmış muamelesi yapması erdemsizlik değil, bu KEZ ONUN ALIŞTIRILMIŞ BOŞVERMİŞLİĞİdir.

3-Hocanızın sizin yapmadığınız ödeve sizin tarafınızdan yapılmış muamelesi yapması erdemsizlik değil, BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN, SALLA BAŞINI AL MAAŞINI mantığıdır. Bu da yine ALIŞTIRILMIŞ BOŞVERMİŞLİK konusu ile ilgilidir.

Bütün bunların temelinde BOZUK SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEK değil, BOZUK DÜZENİ BOZMAMAK duygusu BOZUKLUĞU BEN Mİ DÜZELTECEĞİM duygusu ve BOZUKLUKTAN MENFAAT SAĞLAMAK duygusu vardır.

Dersin boş geçmesi boşluğunu eğlence ile dolduran öğrenci,
dersi boş olduğu halde ücret veya maaş alıp cebini dolduran öğretici…

Ve bu bozukluktan rahatsız olmayan yönetici

İşte bütün mesele; bunlara alışanlar ve alışamayanlar.

Tartışılan yöntem şudur; Alışmayanlar zorla mı yoksa kurnazlıkla mı alıştırılmalı?
Narkozla yavaş yavaş yavaş mı uyutulsun, güm diye kafaya vurularak mı uyutulsun?

İşte İsmail Ev dostumuzun dediği satın alınanlar ve alınamayanlar konusu burada devreye girer.

Bunların ne ilgisi var Kalitelli tasarımcıyla?

Çok ilgisi var; kaliteli tasarımcı bozuk sistemde yetişmez. Bozuk sistemde ANLATTIĞINIZ GİBİ EĞİTİMDE BOZUKLUK OLUR. BOZUK EĞİTİM BOZUK HOCALAR, BOZUK ÖĞRENCİLER ÜRETİR.

O ZAMAN BİLİM BOZULUR, sanat BOZULUR, AHLAK BOZULUR. ADALET BOZULUR.

ve İNSAN BOZULUR.

Yine İsmail EV’in kulakları çınlasın; İNSAN ÜRETMEK yerine SADECE yemek, içmek, barınmak ve çiftleşmekten ibaret olan HAYVANİ İHTİYAÇLARINA ODAKLANMIŞ ve bunları yapabilmek için herşeyi ile teslim olmuş, herşeyi KABULLENMİŞ, kültür ve sanatı TV dizisi zanneden, savaşı ise sadece top tüfekle yapılan mücadele sanan VARLIKLAR ÜRETİLİR.

Bu arada kültür ve eğitim savaşı kaybedilir.

Ve elbette bu varlıkların üretildiği bir sistemde grafik öğrencisi logo yapmayı bilmez ve meydan 2 aylık kurslara verilir. Bu durum bozuk sistemden menfaat elde edilmesi değildir de nedir?

Üniversite giriş sınavı ZULMÜ kaldırılırsa ÖSYM hazırlık dersaneleri kapanır mı, kapanmaz mı?

Resmi okullarda kaliteli grafiktasarım Eğitimi verilse bu 2 aylık program kursları grafiker yetiştiriyoruz diyebilirler mi?

Erdemli olup olmamak konusuna gelince… oğlumun adını ben niçin Erdem koydum dersiniz?

Bu mücadeleyi kimin için veriyorum sanıyorsuz? Tüm Erdemler ve erdemliler için!!!!

Saygılarımla

F.Ç.