Grafikerler için öncelikle bir üst örgütlülük olarak bir dernek olmalıdır; TÜSİAD gibi.

Örneğin TÜSİAD bir dernektir. üst örgütlülüktür. Fakat beri yandan her sektörde işveren sendikaları vardır. (MESS, tekstil, kimya işverenler sendikası gibi-)

Bu dernek tüm grafikerlerin hak ve çıkarlarını ister sendikada, ister meslek örgütünde, isterse de her alanda savunmalıdır.

Grafikerlik çalışma koşulları ve niteliği gereği özel bir meslek olması nedeniyle; bu dernek, örgütlü grafikerlerin uzun vadeli çıkarlarını- ister sendikada ister başka yerde – sağlama alacak politik vizyon ortaya koyabilir.

İlle de özel bir Grafiker Sendikası gerekmez!

Diğer taraftan grafikerler ayrıca bir sendikada örgütlenebilirler. Çalışan herkes -mesleği ve niteliği ne olursa olsun- sendikalarda örgütlenebilir. Grafikerler için yeni bir sendika kurmak sendikayı Grafikerler Meslek Sendikasına dönüştürecektir.

Bu yönüyle de grafikerlerin durumu avukatların örgütlenmesi sorunlarına benzemektedir.

Bizde de örneğin İstanbul’da 25 bin avukatın en az 3000-4000 ‘i sigortalı olarak çalışmaktadır. Bir 2000 kadarı kurum avukatlığını yapmaktadır. Bunlar hizmet işkolunda kurulu herhangi bir sendikaya üye olabilirler. DİSK’ in sosyal iş sendikasında veya Türk -İş in Tez Koop -İş veya Koop – İş sendikasında.

Bu türden bağımlı yerlerde çalışan arkadaşların kendi meslek sendikasında örgütlenmesi yerine çalışmakta oldukları işyerinin bağlı bulunduğu işkolunda kurulu sendikada örgütlü olması mümkündür, daha faydalı ve gereklidir.

Çünkü işyerinde çalışan diğer personelin bağlı olduğu sendikaya üye olduklarında tüm işçilerle birlikte olmalarından dolayı daha güçlü olacaklar ve toplu iş sözleşmelerinde kendi çalışma koşullarını da düzeltebilme ve geliştirebilme imkanı olacaktır.

Örneğin petrol iş kolunda kurulu bir fabrikada çalışan grafikerin durumu budur. Veya; genelde grafikerler hizmet sektöründe yoğunlaştığı için örneğin genel iş veya belediye iş kolunda veya bu tür genel işlerin dışında tamamen büro işleri söz konusu ise o işyerinde, yukarıda saydığım Tezkoop-iş gibi sendikalarda grafikerlerin örgütlenmesi mümkündür.

Özel bir Avukatlar Sendikasına da gerek yoktur!

Avukatlardan bir örnek vermek gerekirse; avukatlar da bir yandan pek çok dernekte örgütlüler. Barolarda zaten üye olmadan meslek icra edilemiyor. Bir yandan da bir yerde sigortalı çalışan avukatların Sosyal-iş, Tezkoop-iş gibi sendikalarda örgütlenebilmesi mümkün.

Biz de uzun bir süredir avukatlık sendikasını tartışmaktayız avukatlar olarak. Ben o konuda da meslek sendikası yerine işkolu sendikacılığının daha iyi olduğunu düşünerek buna (avukatlar sendikası fikrine) karşı çıkmaktayım. Bu düşünceyi üyesi olduğum çağdaş avukatlar derneğinin ortaya atması da ilginçtir. Kulağa hoş geliyor tabii.

Özellikle sigortalı çalışan veya resmi kurumlarda çalışan avukatların diğer çalışanlarla aynı sendikalarda örgütlenmesi ve aynı işyerindeki diğer işçilerle aynı kaderi paylaştığını düşünmesi onlar tarafından kompleks yapılması yerine tam tersine uzun erimli düşündüğümüzde aslında avukatların hak ve çıkarlarının yararına olacaktır.

Avukatların örgütü barolar tüm avukatlar için bir asgari ücret tarifesi yayınlamaktadır ve onlar için ister sigortalı ister kurum vekilliği yapsınlar asgari bir ücretin altında çalıştırılamayacağına ilişkin kararlar almaya çalışmaktadır.

Grafikerler için de aynı şey söylenebilir.

Bilinçli bir Dernek, Sendikaya katkı sağlar!

Mesleğin geleceğine ilişkin bir vizyon belirlemek bir sendikanın işi olmayabilir, ama bir derneğin işidir. Bu dernek üyelerinin çalışmakta olduğu işyerlerinde diğer işçilerle örgütlenme çalışmasına katkı sunabilir. Örneğin orada çalışan üyelerinin toplu iş sözleşmelerinden yararlanmalarını teşvik edebilir.

Son zamanlarda benim genişçe üzerinde durduğum, geliştirmeye çalıştığı bir şey var; aslında sendikalı olup barajları aşmadan da, fiilen toplu iş sözleşmesi yapabilmenin pratikte imkânı vardır.

Bu; hukuken mümkün ama kanunda açıkça tanımlanmamıştır. Buna ben fiili TİS ( TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ) diyorum. Bunu ne memur olan ne sözleşmeli olan, ama dershanede çalışan yüz binleri bulan öğretmenler için de uygulamaya çalıştık. Eğitim Emekçileri Derneğinin bu konudaki tecrübelerinin hep içinde oldum.

Fiili TİS demek, sizin gibi düz işçi olmayan (Grafik işçisi olan) pek çok kesimi özellikle kapsar. Bu kesimler (grafik emekçileri ), örneğin, daha işyerine giderken tüm grafikerler için-işte burada dernek devreye girer- asgari bir ücret haddi belirler, hangi şartlarda çalışması gerektiğini belirler ve tip sözleşmeler hazırlayabilir ve Türkiye’deki tüm grafikerlerin bu standardın altında çalışmayacağını ilan eder, hiç bir üyesinin de bu standardın altında çalışmasına onay vermez.

İşte bu bir nevi fiili TİS’tir.

Her şeyin başı örgütlülük olduğu için ve fakat sizin ve örneğin bizim gibi veya dershane öğretmenleri gibi kesimlerin tek bir yerde örgütlenmesi çoğu zaman yetersiz kalmaktadır.

Çünkü sendikalar işkolu temelinde örgütlendiklerinden ve de her bir mesleğin özel sorunlarına eğilmeyip genel bir kitle olarak herkesi algıladıklarından eksik örgütlenmeler olmaktadır bu kategorideki çalışanlar (grafikerler, dershane öğretmenleri, avukatlar vs) için.

Bunu öncelikle de dernekle başlatmak ve şartları oluşan yerlerde sendika ve dernekle birlikte sendika olmasa bile, yukarıda da değindiği gibi fiili TİS lerle kendi çalışma yaşamımız üzerinde söz sahibi olabiliriz, olmalıyız da. Aksi halde patronların kendi koyduğu kuralların dışına çıkamama baskısını hep yaşayacağız.

Tabii ki mesele sadece bu açıdan ele alınmayabilir. Fikir ve sanat icra eden sizin gibi insanların bu durumlarının da bir özgüllük taşıdığı açıktır.

Fakat öncelikle aynı kategoride yer alabilecek sinemacılar, tiyatrocular gibi kesimler de aynı şekilde örgütlenebiliyor. Veya aynı düşüncelerimin onlar için de geçerli olduğunu düşünüyorum.

Derneğin farkı; daha geniş misyon sahibi olmasıdır:

Bir kısım sinema emekçisinin Sine-Sen’de örgütlü olduğunu biliyorsunuzdur. Bunlar büyük setlerde bazen TİS imzalayacak denli geniş bir örgütlenmeyi de başarabiliyorlar. Bu açıdan fikir ve sanat işçisinin de aslında örgütlenme konusunda biçim olarak diğer işçilerden farkı yoktur.

Farkın olduğu yerde bunu dernekle kapatmak gerekmektedir. Zaten benim daha baştan dernek fikrinin daha uygun olduğunun düşünmemin nedeni budur. Bu dernek grafikerlik mesleğinin geleceğini, vizyonunu, grafikerlerin hak ve çıkarlarının nasıl korunabileceği üzerine ciddi çalışmalar yapmalıdır.

İşte bu mevzuda, dernek, odalardan ayrılır  ve yine bu nedenle herhangi bir sendikada örgütlenmekle elde edilemeyecek olan şey de budur.

Bu düşüncelerimi tartışmaya ve daha geniş paylaşmaya hazırım. Öncelikle hangi örgütlenmeden başlayarak; nasıl bir vizyon ve örgütlenme stratejisi ortaya konulacağı grafikerlerin ezici bir çoğunluğunun tartışmasıyla ortaya çıkartılabilir ve öncelikle bu yapılmalıdır.

Kendi içimizde bir rekabete girmekten kesinlikle kaçınmalıyız !

Kendi içimizde bir rekabete girmekten kesinlikle kaçınıp, mümkün olduğunca nesnel ve pek çok açıdan olayı ele alarak genişçe değerlendirme yaptıktan sonra bir işbölümü ile tüm bu işlerin kotarılması mümkündür.

İş, bu tarafıyla ele alınırsa kendi içimizdeki kiminin biz fikir işçiyiz ona göre örgütlenmeliyiz demesi, kiminin meslek itibariyle oda’da örgütlenmeliyiz, kiminin dernek, kiminin sendika tartışması doğru bir zemine oturur sanırım. Çünkü bu örgütlenme stratejisi(dernek fikri)  hiçbirini dışlamıyor, hepsini uygun tarzda ve zamanı gelince kullanmayı düşünmelidir.

Burada önemli olan ne istediğimiz ve nereye varmak istediğimizdir. Buna da hep birlikte karar vermektir. Çünkü ancak hep birlikte isek bir şeyiz. Aksi halde hiç bir şeyiz. Hoşça kalın.

Av. Ali Eşki
av.alieski@gmail.com