GENÇ GRAFİKERE ÖĞÜTLER
Türkiye’de yaşayanların büyük bir çoğunluğu Türkçe konuşuyor, Türkçe yazıyor ama Türkçe anlaşamıyor. Anlaşabilmesi için önce karşısındakinin ne dediğini ANLAMASI lazım. Anlaması için ise önce DÜŞÜNMESİ lazım. Düşünmeden anlama olmaz, Anlamaya çalışmadan anlaşma olmaz. Ne olur? YANLIŞ ANLAMA olur. Yanlış anlama ise ANLAŞMAZLIĞI ve giderek küskünlüğü doğurur.
Dikkat et bakalım grafiker gruplarında üç adet cümleyi hatasız yazabilen, derdini doğru anlatabilen grafiker var mı?
Bir grafiker önce yanlış anlamayacak… Sonra yanlış anlatmayacak… Niye? İşi iletişim, yani görsel iletişim… Önce iyi iletişim kurmayı bilecek, sonra bu iletişimi nasıl görsel hale getireceğini bilecek.
Yani doğru algılayacak, doğru düşünecek ve doğru algılatacak.
Türkçe konuştuğunu sanan halbuki ama Türkçe düşünemeyip Türkçe anlayamayan biri, Türkçe anlaşamaz. Olmayan bir yanlışı düzeltmeye kalkar, oysa yanlışı kendi yaratmaktadır ve doğru düşünemediği için bunu göremez.
Grafiker kültürlü olmalıdır, kültürlü olmazsa bilgisayar amelesi veya grafik işçisi olur. Onlara grafiker diyenler olabilirse de sen inanma. Onların çoğuna yanlarına oturan müşteri veya patron şu rengi şöyle yap, şu resmi böyle koy diye tasarım yaptırırlar. Bilgisayardan anlamayanlar, bilgisayardan anlayan ama tasarımdan anlamayanlara işte böyle davranırlar. Bilgisayar işçileri veya grafik ameleleri de duvarcılık, sıvacılık yapmaktansa grafikerlik yaparım, rahat ve temiz iş diye bu mesleği tercih etmiş ve heves etmişlerdir.
Bunları çok iyi düşünmeni, ben ne olmak istiyorum? ben neye yatkınım, grafikerlik nedir? diye iyi düşünmeni, bir karara varamıyorsan en iyisi kendini iyi bir grafik ustanın yanında test etmeni şiddetle öneririm. Ama ustanın kalitesi de çok önemlidir. Bir bilgisayar amelesi tecrübeli bir kişinin yanında tasarım değil, grafik programları kullanmayı ve teknik grafiker olmayı öğrenirsin. Ama yaratıcı ve tasarımcı bir ustanın yanında tasarımcı gibi düşünmeyi, kolayca yaratmayı ve tasarım bulmayı, bununla birlikte hangi tasarımı hangi bilgisayar programıyla yapmak gerektiğini öğrenirsin.Bu ise uzun ve zahmetli bir yoldur.
İyi düşünmeyi öğrendiğin zaman, iyi düşünemeyen kişilerle bir arada olduğunda acı çekersin, mutsuz olursun, buna da AYDIN YALNIZLIĞI denir. Bu kez aydınlanmış insanlarla bir arada olmak istersin. En yüce tasarımcı tanrıdır ve giderek Tanrıyı özler hale gelirsin ki TASAVVUF budur, Filozofi (felsefe) budur. Osmanlıca buna mütefekkir (fikir düşünen adam) denir.
Grafik tasarımda ise en yüce makam FİKİR BULMA makamıdır. Türkiye’de ise Fikre ve düşünceye değil işçiliğe para ödendiğini gördüğün anda hayallerin yıkılabilir. Buna hazırlıklı olmalısın.
Eskiden deri kalfaları, terzi kalfaları, demirci çırakları yeni bir işe girecekleri zaman onlara ustan kim? derlerdi. İyi ustanın yanından gelmişse tercih edilirlerdi.
Bir atasözü vardır,
bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim derlerdi, ben de sana diyorum ki;
“bana ustanı söyle sana kim olduğunu söyleyeyim”.
Buradan hareketle; iyi ve ünlü bir kaliteli matbaaya girersen, orada kesinlikle birden çok iyi grafiker usta bulursun. Bunların bazıları grafik amelesidir ama iyi teknik bilgilerle donatılmıştır, bunlardan teknik şeyler öğrenirsin, bazısı tasarım yönü güçlüdür onlardan da estetik bilgiler alırsın, bazen her iki yönü güçlüler vardır, bunlar az bulunur ama şanslıysan onu da bulursun. Matbaa için dediklerim daha zor olmakla ajanslar için ve grafik tasarım ofisleri için de geçerlidir.
Ama önce kendini tanı ve eğilimlerini anla.
Bir de; benim tüm yazılarımı gerek face’de gerekse bulduğun her yerde okursan grafikerlik eğitimine başladın demektir. Tekrar ediyorum, grafiker kültürlü olmalı, iyi anlamalı, iyi düşünmeli ve iyi anlatmalıdır.
Zaten yazı da bir tasarımdır, konuşma da… O halde iyi tasarımın temeli iyi düşünmedir.
Önce okuyacaksın, bileceksin. Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu sözünü, emaneti ehline veriniz sözünü bileceksin ve ona göre düşünüp, hayatını da mesleğini de buna göre yaşayacaksın.
Tamam mı?