<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TGDD &#124; Tüm Grafikerler Dayanışma Derneği &#187; Anılar</title>
	<atom:link href="http://www.tgdd.org.tr/category/anilar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tgdd.org.tr</link>
	<description>Tek tek çubuklar çabuk kırılır, Birlikten KUVVET doğar!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Sep 2024 06:28:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.1.35</generator>
	<item>
		<title>HOCALARIN HOCASI Prof. HALİS BİÇER’LE SES GETİRECEK SÖYLEŞİ; “GRAFİK EĞİTİMİ ALMAYAN SANATTA YETERLİLİK VEYA YÜKSEK LİSANS YAPAMAMASI GEREKİR.”</title>
		<link>http://www.tgdd.org.tr/roportajlar/hocalarin-hocasi-prof-halis-bicerle-ses-getirecek-soylesi-grafik-egitimi-almayan-sanatta-yeterlilik-veya-yuksek-lisans-yapamamasi-gerekir.html</link>
		<comments>http://www.tgdd.org.tr/roportajlar/hocalarin-hocasi-prof-halis-bicerle-ses-getirecek-soylesi-grafik-egitimi-almayan-sanatta-yeterlilik-veya-yuksek-lisans-yapamamasi-gerekir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Apr 2016 18:38:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[TGDD]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Aydın Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[bauhaus eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[grafik eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[grafik yüksek lisans]]></category>
		<category><![CDATA[grafikte doktora]]></category>
		<category><![CDATA[köy enstitüleri]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim görevlisi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Halis Biçer]]></category>
		<category><![CDATA[sanatta yeterlilik]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek lisans]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tgdd.org.tr/?p=2167</guid>
		<description><![CDATA[Röportaj: Faruk ÇAĞLA Sayın Hocam sizin Köy Enstitüsü geleneğinden gelen ender eğitimcilerden olduğunuzu biliyoruz. Köy Enstitüsü geleneğinin sizin gençlik yıllarınızdaki eğitiminize ve genelde ülkenin güzel sanatlar eğitimine ne gibi katkıları oldu? Köy Enstitülerinin kapatılması Türkiye’yi ve sizden sonraki nesilleri nasıl etkiledi? -Köy Enstitüleri halkın  % [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 12pt;"><img class="alignnone size-large wp-image-2170" src="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/343-1024x682.jpg" alt="343" width="669" height="446" /></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Röportaj: Faruk ÇAĞLA</span></p>
<ul>
<li style="text-align: justify;">
<h3><strong> Sayın Hocam sizin Köy Enstitüsü geleneğinden gelen ender eğitimcilerden olduğunuzu biliyoruz. Köy Enstitüsü geleneğinin sizin gençlik yıllarınızdaki eğitiminize ve genelde ülkenin güzel sanatlar eğitimine ne gibi katkıları oldu? Köy Enstitülerinin kapatılması Türkiye’yi ve sizden sonraki nesilleri nasıl etkiledi? </strong></h3>
</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt;"><a href="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/Hasanoğlan-Köy-Enstitüsü-1956.jpg" rel="prettyphoto"><img class="alignleft wp-image-2176" src="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/Hasanoğlan-Köy-Enstitüsü-1956.jpg" alt="Hasanoğlan Köy Enstitüsü 1956" width="291" height="431" /></a>-Köy Enstitüleri halkın  % 60’ı köylerde oturduğu sıralarda eğitimci, sağlıkçı yetiştirerek; bu eğitimciler donanımlı olarak köylerde görevlendiriliyordu. Yatılı okuyan bu öğrencilerin % 75’i köy çocuklarından % 25’i de kentlerden alınıyordu. Okullara alınan öğrenciler ilk sınıflarda yetenekli olup olmadıkları saptanarak yönlendiriliyordu. Resim, müzik ve spor dallarında mezun oluncaya kadar ek eğitim programları uygulanıyordu. Haftada her sınıfta 3 saat resim, 2 saat yazı ve 3 saat da İş-Teknik dersleri vardı. Bunun dışında yatılı öğrencilerden yetenekli olanlar Resim Atölyelerinde, İş-Teknik Atölyelerinde çalışırlardı. Müzik çalışmalarını yapmak isteyenler de, müzik salonu ve küçük odalarda; keman, piyano ve flüt çalışırlar, müzik öğretmenlerinin öncülüğünde koro çalışmaları yapılırdı. Ayrıca saz, bağlama gibi halk müziği ile meşgul olanlara da dersler verilirdi. Aşık Veysel bile Hasanoğlan Köy Enstitüsünde “saz öğretmenliği” yapmıştır. Türkiye’nin 22 yerinde faaliyette olan Köy Enstitüleri aynı programları uyguluyorlardı. Ayrıca kitap okuma ve yayınları izleme-okuma için kütüphaneler sürekli açıktı. Orta 1 (12 yaş) okuduğum kitap sayısı 50 idi. Diğer 5 yıldakileri saymadım.  5. Yılda okul sergi salonunda 60 adet resimden oluşan bir sergi açtım ve açılan bir yarışmada 1.lik ödülü aldım.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Resim ve grafik sanatlara, yazı-çiziye merakınız nasıl başladı? Üniversite eğitiminiz nasıldı? O günlerde grafik sanatına ve sanatçılarına ilgi ve ihtiyaç nasıldı? Bugün nasıl?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">-12 yaşımdan başlayarak sürekli resim çalışmaları yapıyordum. Köy Enstitüsünde bilinçli olarak verilen “Sanat Eğitimi” sayesinde; Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Eğitimi Bölümüne takılmadan girdim. 3 yıl eğitim aldıktan sonra Resim-İş öğretmeni oldum. O zaman üniversiteye gitme hakkımız yoktu.</span></p>
<p><img class="alignnone size-large wp-image-2178" src="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/halis-hocamın-çizgileriyle-1024x623.jpg" alt="halis hocamın çizgileriyle" width="669" height="407" /></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Grafik Sanatı ile ilgili çok az ve ilkel diyebileceğim bir eğitim aldık. Haftada 4 saat Grafik, 2 saat Fotoğraf dersi vardı. Tüm ağırlık Resim derslerinde idi. Bir de yazı dersi vardı. Onun dışında kendi kendimi geliştirdim.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Sanat olayı bireysel bir olaydır. Eğitim aldığınız kişi ancak sizi motive eder, o kadar. Grafik tasarımcılığı diye bir meslek yoktu diyebilirim. Ancak bazı kişiler bazı işleri yaparak öne çıkardı. “Yazı” yazanlar (hat sanatçısı gibi) birçok işi yaparlardı. Tabela işi yapanlar vardı, onlar da “alaylı” oldukları için yaptıkları işler çok “ilkel” idi bence.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Sayın Hocam, 1975-1980 yılları arasında Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulunda grafik, desen ve yazı hocamız olarak bize dersler verdiniz. 1980 öncesi yıllarda öğrencilerin, okula girerken gözetilen yetenek durumları, okulda okurken başarı durumları ve okuldan mezun olduktan sonra piyasa hakimiyeti, iş bulma olanakları nasıldı? </strong></h3>
</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt;"><a href="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/İHAP-HULUSİ-İLE.jpg" rel="prettyphoto"><img class="alignright wp-image-2179" src="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/İHAP-HULUSİ-İLE.jpg" alt="İHAP HULUSİ İLE" width="256" height="396" /></a>-1980 öncesinde Türkiye&#8217;nin en yetenekli öğrencileri okula (Tatbiki’ye) giriyorlardı. Çok başarılı idiler. Tabii ki çoğunluk, arada duruma ayak uyduramayan, tembel, diploma almayı amaçlayan kişiler de vardı. Bu anlayışla hareket edenler yok olup gitmişlerdir. Yine başarılı diye nitelendirdiğimiz kişiler piyasada da aranan ve maddi açıdan tatmin edici ücretler alan çok kişiyi tanıdım. Bizim asistan ya da hoca olarak aldığımız maaşın 2 hatta 3 katını alan mezunlarımız vardı. Bazıları da kendi işyerlerini açmışlardı.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Bu günkü öğrenciler ve bu günün eğitim koşulları nasıl? Eski Tatbiki ruhunun temelini oluşturan Bauhaus anlayışını biraz anlatır mısınız? Bugün bu anlayışta eğitim yapılıyor mu, yapılmalı mı?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">-Bu günkü ortamda eğitimin eskisi gibi olmadığını üzülerek görüyorum. Üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültelerinin sayısının hızla artması, hoca sayısının yeterli olmadığını biliyoruz. Eğitimcinin eğitimi çok önemli. Eski Tatbiki ruhu, o zamanın eğitimcilerinin ciddiyeti, görev anlayışları şimdilerde görülmüyor. Yeteneği olmayan öğrencilerin Vakıf Üniversitelerine alınmasını doğru bulmuyorum. Matematik bilmeyen bir öğrenci nasıl mühendis olamazsa; yeteneği olmayan güzel sanatlar öğrencisi de &#8220;Tasarımcı&#8221; ya da &#8220;Sanatçı&#8221; olamaz. Bauhaus anlayışı tarih oldu. Tatbiki döneminde uygulandı, şimdi yok. Şimdi kitap okuyanlar yok, “telefon okuyucuları” var.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Günümüzdeki grafik eğitiminin ve öğrencilerin başarılı olması için neler yapılabilir Değerli Hocam?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;"><img class="alignleft size-medium wp-image-2181" src="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/Screenshot_9-220x300.jpg" alt="Screenshot_9" width="220" height="300" />- Günümüzdeki grafik eğitiminin başarılı olabilmesi için;</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">1) Yetenek sınavları ciddi yapılmalı</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">2) Sanat dallarında görev alanlar iyi seçilmeli,</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">3) Öğrencilerin sanat derslerini, ya da tasarım derslerini “ders” olarak görmeleri engellenmeli.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">4) Doğal olarak ortaöğretimde “Sanat Eğitimi” dersleri yeniden etkinleştirilmeli.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Bunların birer hayal olduğunu da biliyorum, üzgünüm.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Devlet Üniversitelerine yetenekli öğrenciler güya alınıyor. Ama açtıkları sergilerden anlıyorum ki oralarda da ciddiyet görmüyorum. Bazı kurumlar dışında çoğunluk böyle.</span></p>
<ul>
<li>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Üniversitelerin grafik bölümlerinde görev yapacak kişilerden hoca olabilmeleri için ALES sınavını geçmeleri koşulu isteniyor. Sanat fakültelerinde akademisyen olacak sanatçı kimliğine sahip kişilerin diğer fakültelerden, örneğin mühendislik veya hukuktan daha farklı koşullarda değerlendirilmesi ve sanat disiplin dallarının kendine has yeteneğe ve beceriye dayanan sınavlarla yapılandırılması gerekmiyor mu?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt;">- Üniversitelerin grafik bölümlerinde görev olacakların ALES sınavından belli puan almaları isteniyor da öğrencilerin &#8220;yetenekli” olması istenmiyor. Tam bir çelişki. Sanat dallarını, Bilim dalları ile karıştırıyorlar. YÖK oldu &#8220;YOK&#8221;. Hiç olmazsa öğrencilerin de yüksek puan alanları Güzel Sanatlar Fakültelerine alınması sağlansa… En düşük puanı alan da üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesine girebiliyor. Yani &#8220;Sanat&#8221; o kadar önemli bir şey değil. Yakında &#8220;Açıköğretim&#8221; gibi &#8220;Online Sanat Eğitimi&#8221; vermeye kalkarlarsa şaşırmayalım.</span></p>
<ul>
<li>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Değerli Hocam; Grafik Bölümünde yüksek lisans yapacak öğrencilerde Grafik Lisans Eğitimini yapma şartı aranmıyor. Bir mühendis, bir ekonomist veya hukukçu 4 yıl kendi branşında lisans yaptıktan sonra grafikte yüksek lisans yapabiliyor ve ALES’i de verirse Grafik Bölümlerinde ders verme hakkını elde ediyor. Bunun grafiker yetiştirme üzerine etkisi nasıldır? Ayrıca yabancı dili de kuvvetli bir okuldan çıkmışsa YDS notunun da yüksek olmasıyla Grafikte Lisansı olmasa bile Grafik bölümünde doktora yapabiliyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yakın gelecekte sular seller gibi yabancı dil konuşan, fakat piyasa tecrübesi olmayan grafik hocaları artabilir mi? Grafikte lisans yapanlara öncelik ve ayrıcalık tanınmalı mı?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt;"><a href="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/halis-hocamın-tasarımı-ve-and-işareti-ve-grotesk-fontu.jpg" rel="prettyphoto"><img class="  alignright wp-image-2185" src="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/halis-hocamın-tasarımı-ve-and-işareti-ve-grotesk-fontu.jpg" alt="halis hocamın tasarımı ve -and- işareti ve grotesk fontu" width="405" height="308" /></a>-Tıp Fakültesi&#8217;nde eğitim almayan birisi nasıl tıp dallarında Yüksek Lisans ya da Doktora (İhtisas) yapamıyorsa; Grafik Eğitimi almayan birisi de Sanatta Yeterlilik veya Yüksek Lisans yapamaması gerekir. Yabancı dil bilmek araştırma yapmak ya da yurtdışında eğitim için önemli. Meslekte üstün başarı + yabancı dil tamam. Önce uluslararası dil olan &#8220;Sanat Dilini&#8221; tam bilmek gerekiyor. Sanat dilini tüm insanlar anlar. Ayrıca piyasa deneyimi öğretim elemanları için çok önemli, öğrenciler için de staj önemli ama, dikkate alınmıyor. Öğrencilerin bir çoğuna bazı işyerlerinden; devam etmeden de belge veriliyor.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Hocam, sanatta yeterlilik sınavları nasıl olmalı, bu günkü haliyle olması gereken noktada ve amaca hizmet eder nitelikte midir?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">-Sanatta yeterlilik sınavları: Adayın portfolyosu, yaptıkları sanatsal çalışmalar ve yayınları esas alınarak değerlendirilmeli. Yabancı dil sınavını geçmesi de zaten kural olarak var. Şu anda jurilerin insafına bırakılıyor sanırım.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong> Sizinle 5 yıl önceki sohbetimizde, hatırlarsanız; piyasa tecrübesine sahip çok az Grafik Doçentinin olduğunu, bu konuda sıkıntıların olduğunu söylemiştiniz değerli hocam. Geçen 5 yılda olumlu değişiklikler oldu mu? Grafikte lisans yapanlara öncelik ve ayrıcalık tanınarak akademik hayatta ilerlemeleri sağlanırsa, bu grafik doçenti sıkıntısı aşılabilir mi?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">-Şu anda Doçentlik düzeyinde sıkıntı var. Emeklilikte Devlet Üniversiteleri ile Vakıf Üniversitelerinde çalışan öğretim üyeleri arasında farklılıklar var. O yüzden Doçentler Devlet Üniversitelerinden emekli olacak şekilde kendilerini ayarlıyorlar. Emekli Profesör olduktan sonra da vakıfta çalışmak avantaj oluyor. Emekli maaşı+Vakıf&#8217;tan alınan maaş.</span></p>
<p><img class="alignnone  wp-image-2189" src="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/halis-hocamın-ürettiği-font..jpg" alt="halis hocamın ürettiği font." width="673" height="337" /></p>
<ul>
<li>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Düz öğretim görevlisi niteliğinde Hoca arayan okulların ilanlarında; lisans mezuniyet notu, ALES notu aranmakta ayrıca ya yüksek lisans veya en az 2 yıllık piyasa tecrübesi aranmakta olduğunu görüyoruz, Halis Hocam. Sizce 2 yıllık piyasa tecrübesi hocalık için yeterli midir? Piyasada 10 yıllık, 15 yıllık tecrübeye sahip usta grafik tasarımcıların okullarımıza hoca olarak kazandırılması gerekli midir? Gerekliyse bunun için ne yapılmalıdır? </strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">-En az 2 yıllık deneyim istenmesi bir kural olabilir. Ama o zaman içinde yapılanlar önemli bence, bir de bu durum kişiye göre değişir. 10-15 yıllık deneyim 180 üniversitenin olduğu ülkemizde uygulanırlığı yok diye düşünüyorum. 10-15 yıl piyasa deneyimi olanların yaptıklarının değerlendirilerek öğretim görevliliğine atanmaları bir yol olabilir.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Hocam siz hocaların hocası olarak, yılların duayen eğitimcisi olarak; bir grafik hocasında ne gibi özelliklerin olmasını istersiniz?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">- Bir Grafik Tasarımı Öğretim elemanında şu özellikler mutlaka olmalı:</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">1) Bildiklerini öğretebilen yani iyi bir eğitimci,</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">2) Branşında deneyimli ve üretken,</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">3) Yenilikçi, ilerici,</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">4) Çocukları ya da gençleri ayırım gözetmeksizin seven,</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">5) Sabırlı, sevgi dolu,</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">6) Espirili ve çok okuyan, çağdaş düşünceler taşıyan biri olmalı.</span></p>
<p><img class="alignnone  wp-image-2190" src="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/halis-hocamın-ürettiği-font.-Ahmet-Altun-düzenlemesiyle.jpg" alt="halis hocamın ürettiği font. Ahmet Altun düzenlemesiyle" width="691" height="338" /></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Grafik tasarım nasıl bir sanattır, diğer kendisine yakın veya komşu sanatlarla farkı nedir? Grafik tasarımcılık nasıl bir meslektir? Desen çizmeden, resim yapmadan grafikerlik olur mu? Ya da bir grafiker iyi bir ressam olmalı mı? Ressamlıkla grafikerlik aynı şey midir?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">- Grafik tasarımı: Çağdaş yani çağımızın en etkin ve uygulanabilen bir sanat dalıdır. Her dalın kendi özellikleri vardır. Ama sonuçta “yeni biçimler yaratma” çabası hepsinde de vardır. Görsel Algı yetisi olmayan birisi başarılı bir tasarımcı olamaz. Bu yetiyi de resim çizdirerek, yeni biçimler çizdirerek anlayabiliriz. Resim çizmesini bilmeyen yeni biçimler üretemez. Grafik için de bu geçerlidir. Ressamlıkla grafikerlik tabii ki aynı değildir. Yani resmi tablo yapmak için kullanıyorsanız o biraz farklı bir şey. Ama Grafik için resmi kullanıyorsanız. O illüstrasyondur, serbest grafiktir, amblemdir,  logodur, kaligrafidir. En yakın örnek benim sevgili Faruk. Tablo, logo, kaligrafi, tipografi, ambalaj tasarımı ve benzeri bir çok şey yaptım. Eğer onlarda bir kalite varsa &#8220;Resim” sayesindedir.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Sayın Hocam eskiden grafik tasarım el ile yapılırdı, bilgisayarlı dijital grafik tasarım yoktu. Bildiğiniz gibi benim öğrencilik zamanımda da yoktu. 90’lı yıllarda bilgisayarlı grafik tasarım başladı. Acaba <em>“tüfek icad oldu, mertlik bozuldu”</em> sözündeki gibi, <em>“bilgisayar icat oldu, grafikerlik bozuldu”</em> denilebilir mi? Bilgisayar; grafik tasarıma ne getirdi, ne götürdü sayın hocam? </strong></h3>
</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt;"><img class="alignright  wp-image-2192" src="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/Screenshot_4.jpg" alt="Screenshot_4" width="404" height="595" />-Bilgisayar icat oldu, mertlik bozulmadı Grafik Tasarım uygulamalarını realize etmek kolaylaştı. Bilgisayar gelişmiş bir alet. O kendi kendine tasarım yapamaz. O&#8217;nun önündeki kişi &#8220;Grafiker&#8221; önemlidir. Bu arada bazı çalışmaları bilgisayarla yapamazsınız. Örneğin; kaligrafi, illüstrasyonun bazı türleri, sulu boya tadı veren, fırça izlerinin diriliğini güzelliğini bilgisayarla yapamazsınız. Bazı kişiler bilgisayar programlarını bildiği için Grafiker sanıyorlar kendilerini. Hayır olamaz.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Dershane grafikerliği ve tasarım bilmeden bilgisayar kullanan grafikerler için neler söylersiniz? Grafik Tasarım Kursları’nın adı; Grafik Tasarımı PROGRAMLARI kursları olmalı mı? Dershaneler veya meslek edindirme kurslarında grafiker yetiştirildiği iddiasına karşı, Üniversitelerin grafik bölümleri üzerine düşeni yapıyorlar mı?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">-Dershanelerde, Kurslarda program öğrettiğiniz kişiler sonra kendilerini grafiker sanıyorlar. Bu tür kurslar eğitim alan kişilere ancak verilebilmeli. Cahil insana ne bilimi kısa sürede öğretebilirsiniz, ne de sanatı. Eski tarihlerde &#8220;Meslek Edindirme Kursu&#8221; biz de açtık. Ancak biz o kurslarda pikaj, montaj ve benzeri şeyleri öğretiyorduk. Yani &#8220;Yardımcı Grafiker” diyerek, tasarımcı grafikerin el tutan işlerini onlara yaptırıyorduk.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Öğrencilere ne tavsiye edersiniz? Piyasa koşullarında ne yapmalılar? Alaylı grafiker rakipleri konusunda onlara tavsiyeleriniz var mı?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">- Alaylı grafikerlikle mücadele öneriyorum. En tehlikeli kişiler onlar grafik tasarımcısı için. Kaliteyi bozuyorlar, fiyatı düşürüyorlar. Halkta güvensizlik yaratıyorlar. Yanlış imaj oluşturuyorlar.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Grafikerler, seslerini yeterince duyuracak, piyasayı belirleyip düzenleyecek, akademik dünyada etkili ve yetkili sivil toplum kuruluşlarına ve meslek örgütlerine sahip mi? Birlik ve beraberlik içinde hareket edebiliyorlar mı? Bu konuda grafikerlere ne tavsiye edersiniz?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">-Örgütlenme her topluluk için çok önemlidir. Örgüt yöneticilerine çok iş düşüyor. Ben de bir yıl Grafikerler Meslek Kuruluşu Başkanlığı yaptım. Özverili kişilerden oluşan yöneticiler görev almalı. 1. Grafik Ürünler Sergisi’ni biz başlatmıştık. Sanırım devam ediyor. 34. süne sıra geldi. Grafikerler böyle kuruluşlara üye olmalı. Yalnızca zarara uğradıkları zaman akla gelmemeli. Bu konuda hukukçulardan yararlanmalı.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Sayın Hocam; genellikle karşımıza iki tür grafik sanatı realitesi çıkıyor; biri reklam ve iletişim tasarımı grafiği, ki buna piyasa işleri diyerek küçümseyenler var. Bu daha çok Bauhaus stili işler ve toplumun-endüstrinin ve sanayicinin ihtiyaçlarına yönelik tasarımları içeriyor. Bunda belli kurallar ve disiplinler var. Sipariş temelindeki özgün arayışlarla gelişiyor. Diğeri ise deneysel grafik sanatı olarak daha özgür ve daha kişisel üretimlere dayanıyor. Müşterinin siparişi temeline dayanmayan, grafik sanatçısının kendi kendine verdiği sipariş üzerine daha özgür koşullarda ve sanatçının kimseye hesap vermeyeceği alanlarda gelişiyor. Bunlar üzerindeki görüşleriniz nelerdir? Deneysel grafiğin, reklam grafiğini besleyen ve geliştiren bir etkisi var mı?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">-Piyasa koşullarını tam değerlendiremiyorum. 1999’dan beri piyasa ile ilgili konuları ancak basından izliyorum. Yanlış şeyler söylemek istemiyorum. Sizler bu konularda daha gerçekçi değerlendirmeler yapabilirsiniz. Yalnız müşteri ya da işverenlerin eğitim düzeyleri ve dünyada bu konuda olup bitenleri izleyip değerlendirebilenleri sonucu etkiliyor. Yurtdışına kurum kimliği siparişleri verenler, oralarda bu işin daha iyi yapılacağını inanmışlar. Milyon dolarlar veriyorlar. Oysa ülkemizdeki &#8220;Grafik Tasarım&#8221; düzeyinin pek dışarıdakilerden farkı yok. Bunu anlatabilmemiz gerekiyor. Bir de bu arada &#8220;Diplomalı cahiller&#8221; yetişmesin diye çaba harcamamız gerekiyor. Olumlu gelişmeleri baltalayanlar var maalesef. Köşe başlarını kapan cahil siyasiler yetkilerini kötüye kullanıp istedikleri tasarım uygulamalarını yaptırıyorlar. Örneğin birçok il ve belediye amblem ve logoları gibi.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Hocam, 50 yılı aşkın sanat ve hocalık hayatınızda unutamadığınız, çok ilginç diye nitelediğiniz, yahut sizi çok etkileyen bir veya iki anınızı bizimle paylaşır mısınız?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">-O kadar çok anım var ki hangisini anlatsam. Anılarım hep eğitimsiz müşterilerle ilgili, para ödeme safhasında kıvırmalar gibi. Yapmamı istedikleri ilkel önerilerle ilgili anılar. Anlatmasam daha iyi olur. Keyfimiz kaçabilir. O yüzden beni bağışla sevgili Faruk.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Değerli Hocam, yaşınız 75 civarı ve hocalığa devam ediyorsunuz. Daha uzun yıllar hep birlikte olmayı can-ı gönülden diliyorum. Halen bıkmadan, yorulmadan hocalık yapıyorsunuz. Bu çalışma aşkı, bu öğretmek tutkusu nereden geliyor? Bu; nasıl bir duygu hocam?</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;"><img class="alignleft  wp-image-2194" src="http://www.tgdd.org.tr/wp-content/uploads/2016/04/Screenshot_5.jpg" alt="Screenshot_5" width="397" height="567" />-Hâlâ çalışmaya devam etmek gibi bir soru. Daha dinç kalabilmek, birikimleri yeni kuşaklara aktarabilmek…  Gençlerle birlikte,  gençliği hissetmek. Meslek eğitiminde deneyim çok önemli. Bu çabaları gösterirken etrafımdaki meslektaşlarımı da gözlüyorum. Bazen üzülüyorum. Ama her şeye karşın yenilikçi tavırlar, öğütler, örneklemeler, usta-çırak ilişkisini ortaya koymak beni mutlu ediyor. 50 yılın üzerinde yüzlerce kişi üzerinde izler bıraktığımı aldığım mesajlardan anlıyorum. Ben normal görevimi yaptım sanıyordum. Öyle değilmiş, böyle söylüyorlar. Bir anı: 1982 Grafikerler Meslek Kuruluşu Toplantısı. Yer The Marmara Oteli, Toplantı öncesi UESYO&#8217;dan derslerine girdiğim bir mezun grafiker, “Hocam Arkadaşlar sizinle görüşmek istiyorlar, biraz gelir misiniz?&#8221; dedi. Hepsi GMK&#8217;ya üye olmuşlar kimi bir yere girmiş, kimi işyeri açmış. İçlerinden biri &#8220;Hocam, bize derse geldiğiniz zaman zorla oturtuyordunuz. Dışarıda işimiz gücümüz olduğu için; Size çok kızıyorduk. Şimdi ise sizin öğrettiklerinizden para kazanıyoruz. Size teşekkür ediyoruz, sağolun.” Çünkü o sıralarda Akademi&#8217;de pek ciddi ciddi derse girilmez, hem hocalar, hem de öğrenciler işlerine bakarlardı. Ben de tatbikideki gibi ders yapıyordum. Epey rahatsızlık yaratmışım. Onu anladım.</span></p>
<ul>
<li>
<h3><strong>Sizi yorduk, zahmet edip, bizi kırmayarak çok değerli cevaplar verdiniz. Bizi ihya ettiniz, sağ olunuz, var olunuz. Çok teşekkür eder, uzun ömürler diler, en derin saygılarımı, hürmetlerimi sunarım. </strong></h3>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;">-Bana meslek yaşamımda yaşadıklarımı, düşüncelerimi aktarma fırsatı verdiğin için ben teşekkür ederim. Sevgilerimle ve başarı dileklerimle.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tgdd.org.tr/roportajlar/hocalarin-hocasi-prof-halis-bicerle-ses-getirecek-soylesi-grafik-egitimi-almayan-sanatta-yeterlilik-veya-yuksek-lisans-yapamamasi-gerekir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yamuk düzende Yamuk ajansların Yamuk adamlarının Yamuk kuralları ve Yamuk tasarımları</title>
		<link>http://www.tgdd.org.tr/anilar/reklam-ajansi-emir-eriniz-degildir-bolum-5.html</link>
		<comments>http://www.tgdd.org.tr/anilar/reklam-ajansi-emir-eriniz-degildir-bolum-5.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2014 09:10:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[TGDD]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Anılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tgdd.org.tr/?p=252</guid>
		<description><![CDATA[2006 yılında Mecidiyeköy’deki bir ajansa art direktör olarak girmiştim.   Ajansımızın patronu Ankara’ya sık sık gider, devlet katındaki bürokrat yakınları vasıtası ile büyük işler alır, bunları tek başına yapacak kültürü ve bilgisi olmadığı için yanına öğretim üyesi olan, ajansta part time kreatif direktör olarak çalışan [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="content clearfix">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">2006 yılında Mecidiyeköy’deki bir ajansa art direktör olarak girmiştim.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Ajansımızın patronu Ankara’ya sık sık gider, devlet katındaki bürokrat yakınları vasıtası ile büyük işler alır, bunları tek başına yapacak kültürü ve bilgisi olmadığı için yanına öğretim üyesi olan, ajansta part time kreatif direktör olarak çalışan bir hanım arkadaşımızı da alırdı. </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Aldıkları işleri; öğretim üyesi dostumuzun kreatif direktörlüğü, benim art direktörlüğüm altında elimizde bulunan tek grafiker arkadaşımıza yaptırmaya çalışırdı.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Genellikle de grafiker kardeşimizin işi başından aşkın olduğu için, o benim grafikerliğimi yapacağı halde ben onun grafikerliğini yapardım.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Bir gün Istanbul’un büyük ilçelerinden birinin Belediye bülteni işi geldi. Patronumuz iktidara yakın çevrelerin adamıydı. 1995 yıllarında çantacı tabir edilen kişilerden olup, İstanbul belediye başkanlığına gidip oradaki büyük memurlardan matbaa ve tasarım işleri ister imiş. Sonra desteklediği partiye Allah yürü ya kulum deyince, partiyle birlikte kendisi de yürümüş. Yolu belediye başkanlığından, Ankara’ya bakanlıklara kadar uzanmış…</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Eskiden İstanbul belediyesinden fatura irsaliye baskıları alırken, şimdi bilmem ne bankasının 500 bin adet yılbaşı ajandasını ve takvimini almaya başlamış.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Yanımda çalışan Ahmet adlı grafiker kardeşimiz ise; “abi boşuna kafanı da yorma, dilini de yorma. Türkiye’de yetenekli olup güzel iş çıkartan ajanslar niçin iş alamıyor diye üzülme. Şu 3 şeyden birinin adamı olursan köşe olursun, gerisi palavra” derdi. </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Neymiş onlar dediğimde; “1-Tarikat veya Cemaatin adamı olacaksın 2-Aşiret veya hemşerinin adamı olacaksın 3-Siyaset veya bir partinin adamı olacaksın” demişti.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Yahu doğruydu. Cuk oturuyordu. Bizim patron bir cemaatin adamıydı, bir partinin sadık destekçisiydi, matbaacı ortağı ise kendi memleketlisiydi…</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">1 ve 3 no.lu maddeler sayesinde Ankara’dan iş alır, 2 no.lu madde sayesinde matbaada bastırırdı…</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Onun için grafik tasarımın kaliteli olması filan hiç önemli değildi. Tek ölçü müşterinin beğenmesiydi.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Yani kelimenin tam anlamıyla MÜŞTERİNİN EMİR ERİ OLAN bir AJANS profili çiziyordu…</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Bakın nasıl?</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Evet, bir gün Istanbul’un büyük ilçelerinden birinin belediye bülteni işi geldi. Patron beni odasına çağırdı, “Faruk bey ilk kez bu belediyeden iş alacağız. Bu tasarım çok önemli… Bu güne kadar yapılan belediye bültenleri hep klasik anlamda 3 sütun halinde yazıları olan, resimleri küçük çalışmalar. Biz bunun dışına çıkacağız. Şöyle büyük ve bol fotoğraflı, mümkünse az yazılı, başlıklar büyük puntolu bir çalışma olsun istiyorum. Tıpkı AKSİYON, AKTUEL ve NOKTA dergileri gibi olmalı. Siz 3-4 sayfasını çalışıp grafiker Ahmet’e işi paslayın, kalan 32 sayfayı Ahmet bu gece kalır, yarına bitirir. Belediyenin reklam sorumlusu beyefendi yarın gelecek. Renkli çıkış ve maket halini yarın teslim etmemiz gerekecek…”</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-Metinler ve fotoğraflar var mı? dedim.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-“Elimizde şimdilik çok kısa metinler ve eski bültenlerde kullanılan fotoğraflar var, onlardan harmanlayıp, bir şeyler yapın.” dedi.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-“Peki konu başlıkları, özel bölüm sayfaları, ayın dosyası, haberler gibi bölümler var mı?” diye sordum.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-“Metinleri inceleyin, kafanıza göre sayfaları ayırın, ayın konusunu filan siz belirleyin. Serbestsiniz” dedi.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Metinlerin ve resimlerin olduğu CD ler elimde macitoshun başına gittim. Yanımdaki Mac’de Ahmet çalışıyor. “Ahmet” dedim. “Bu derginin 3-5 sayfasını yapacağım gerisini sen hazırlayacakmışsın”. “Abi mümkün değil” dedi. “Bankanın ajandasını çalışıyorum. Bu gece bunlar için sabahlayacağım.” </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">“Peki Ahmet ne yapacağız, benim Mac in klavyesi bozuk ekranı da titriyor. Hadi 2-3 sayfayı çıkartırım da 36 sayfa imkansız bu makinede.”</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Abi, patronla konuş dedi. Yani iş yine bana kalmıştı. Sadece adımız art direktördü burada, geldiğimden beri yaptığım bir taslağı Ahmet’e orijinale dönüştürmesi için verememiştim. Bu ajans art direktörün bile ne olduğunu bilmiyordu.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Durumu patrona söyledim, en iyi çözümün evde çalışıp sabaha uyumadan ajansa gelmek olduğuna karar verdik.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">İş başa düşmüştü yine.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Ben o gece evimde hiç uyumadan 36 sayfalık bülteni(veya dergiyi) bitirdim. Sabah 10 sularında ajansa gittim. Elimdeki CD’den ajansta bulunan çok iyi bir marka olan printerden renkli çıkışları aldım. Ahmet’in gelmesini bekledim. Ahmet her gece geç çıktığı için sabahları 11.00 den aşağı gelmezdi. Ondan önce gelen patron ise hep Ahmet’in arkasından söylenir ama yüzüne bir şey diyemezdi.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Neyse Ahmet ile Patron aynı saatte geldiler. Ahmet’e renkli çıkışlardan maket yapmasını rica ettim. Patron dedi ki, “Ahmet yapamaz siz yapacaksınız”. Niye? dedim. “Ahmet ajandanın renkli çıkışını alacak, işi var, çıkışı siz maket yapın.”</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Çok sinirlendim. Dün gece 3-4 sayfasını yapacağım işin hepsini yaptım, üstelik hiç uyumadım. Ahmet gece 11,00 de gitmiş, sabah 11,00 de gelmiş. Bir de maketi ben yapacağım, benim art direktörlüğüm nerede kaldı?</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Bu sinirle patronu odasına kadar davet ettim. Odasında dedim ki; “siz beni buraya grafiker olarak almadınız, mac operatörü olarak almadınız. Eğer tasarımcı grafiker olarak alsaydınız kendi taslağımı kendim yapar, kendi maketimi kendim keser yapıştırırdım. Dün gece Ahmet’in işi var diye onun işini ben yaptım. üstelik hiç uyumadım. Şimdi yine onun işini ben yapacaksam ne olacak bu böyle?”</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">“Üstadım” dedi. Onun işini yapmıyorsunuz ki, siz kendi yaptığınız taslağın çıkışını aldınız ve kendi çıkışınızın maketini yapacaksınız”</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Yahu dedim içimden, bu adam ya salak, ya çok kurnaz pişkinliğe vuruyor. “Bakın” dedim, “bu iş sadece benim işim değil, bu bir ekip işi… Eğer beni art direktör olarak aldıysanız bu maketi Ahmet yapacak, eğer beni grafiker olarak aldıysanız ben yapacağım. Eğer herkese ayrı ayrı iş verip, herkesten bağımsız olarak iş isteyecekseniz burada art direktör yok demektir veya art direktör sizsiniz demektir. Öyleyse ben burada çalışamam, hesabımı kesin çıkıyorum…”</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Patron sırıtarak; “Dur sinirlenme üstadım, Ahmet elindeki maketi bitirsin, sonra seninkini yapar, sen keyfine bak… Belediyenin adamı saat 15,00 de gelecek. O zamana kadar çook zaman var.”</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Allah Allah dedim, önce maketi benim yapmam konusunda üzerimde baskı kurdu, sonra sıkıyı görünce yelkenleri indirdi, ne biçim adam ya diye düşündüm. Demek haklı olduğumu kabul etti dedim.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Saat 13,00 ‘de patron çıktı gitti. Gitmeden dedi ki, saat 15,00 de belediye yetkilisi gelecek, siz maketi birlikte değerlendirirsiniz.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Ben ise uykusuzdum eve gidip yatmak istiyordum, bu kez müşteri temsilciliğini de bana yıktı.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Neyse beklenen kişinin geldiğini zilin çalınmasından ve sekreter hanımın onu içeri buyur etmesinden anladım. </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Yan taraftan sekreterin konuşmaları odama kadar geliyordu. Art direktörümüz Faruk bey var içerde sizi bekliyor, taslak hakkında görüşebilirsiniz dedi.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Gelen belediye yetkilisi zat benimle görüşmeyi kabul etmedi, patronu bekleyeceğini bildirdi, çalışmayı da görmek istemedi. Varsa yoksa patron nerede, onun geleceğini bilmiyor muymuş, niçin gitmiş, nereye gitmiş… Bunları söyleyip duruyordu.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Sonunda patron geldi. Benim odamdan maket haline gelmiş taslağı aldı, kendi odasında bekleyen belediyenin reklam işlerinden sorumlu zat-ı muhteremin yanına gitti. Yarım saat konuştular… Sonra patron onu yolcu etti ve elinde taslakla benim bulunduğum bölmeye geldi.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Dedi ki;</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">- Haklı olarak beğenmedi, çünkü onun dediği gibi olmamış…</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Şok oldum, dedim ki; </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-Neresi onun dediği gibi olmamış? Sizin dediğiniz gibi büyük fotoğraflı yaptık, dergi gibi yaptık, böyle istememiş miydi?</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-Daha derli toplu olsun dedi, bu puntoları fazla büyük buldu, bu boşlukları fazla buldu, bu boşluklar onu rahatsız etti. Fotoğrafların biri bir sayfanın sağında diğeri solunda, hepsi sayfanın aynı yerinde olsun, bir disiplini olsun istedi…</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">(Adam art direktör, tasarımı biliyor)</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-Peki siz haklı olarak beğenmedi dediniz, ona hak veriyor musunuz?</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-Müşteri her zaman haklıdır Faruk bey, o ne isterse biz onu yapmakla yükümlüyüz. Neticede burası bir işyeridir ve para kazanmak zorundayız.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-Siz ona bu tasarımı ben böyle yaptırdım, Aktüel Dergisi gibi bol fotoğraflı, büyük puntolu, haber dergisi gibi olsun, basın bülteni gibi olmasın dedim demediniz mi, dedim.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Kıvırdı, cevap vermedi.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-Faruk bey müşteri bu tasarımı beğenmedi, daha sade ve sayfaları birbirinin aynı olan, daha küçük fotoğraflı, klasik bülten havasında bir iş istiyor, onu yapacağız dedi.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Ben burada müşteri temsilciliği görevinin layıkıyla yapılmadığını düşündüm ve dedim ki;</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-Bakın, bu tasarımı belediye başkanına sunabilseydik başkan çok beğenirdi. Bu herif cahilin biri ve üstelik güzel işten anlamıyor… Bir de üzerimizde baskı kurup onun ayaklarını öpmemizi istiyor.. Size düşen görev bu tasarımın çok daha etkileyici olduğunu savunmaktı…Ve belediye başkanının büyük resim ve çarpıcı puntolarla akılda kalıcı bir imaja kavuşturulduğunu anlatmaktı. Onun görüşlerini bana aynen iletmek değildi. Üstelik bu tutumunuz bana dün anlattıklarınızla taban tabana zıt… Bir dediğiniz bir dediğinizi tutmuyor. Ben bu sabah istifa etmiştim, kabul etmemiştiniz, şimdi istifa ediyorum. Burası bir ajans değil, ben de burada sanat yönetmeni değilim, siz de müşteri ilişkilerinden filan anlamıyorsunuz… Bana ödediğiniz maaşla 2 tane Ahmet gibi adam alır onlarla istediğiniz gibi yap boz oynarsınız, ben gidiyorum… Hem sizi zarara sokmayayım, hem sinirlerimi yıpratmayayım.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-Dur yahu, yine sinirlendin. Ahmet’e veririz bu işi, Ahmet kendi bildiği gibi yapar… Müşterinin beğenmediği yerler olursa, gelir Ahmet’in yanına oturur, şurasını böyle, orasını şöyle yap der yaptırır, müşteriyi tatmin ederiz, maksat müşteri memnuniyeti,. Sen görevini yaptın dedi…</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Dediği gibi de oldu, müşteri geldi, bilgisayarın yanına oturdu, kendi zevkine göre tasarımını yaptırdı. Ortaya her sayfası birbirine benzer, müşterinin deyimiyle “derli toplu” bir iş çıktı.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Benim sloganlarımı kullandılar, benim seçtiğim fotoğrafları kullandılar ama derginin hiçbir sayfasının hiçbir yerinde beyaz bir boşluk yoktu. Her taraf sıkış tepiş ya yazı ya resimle doluydu. 1 fotoğraf kullanılacak büyük bir alana 4 tane minik fotoğraf sığdırılmıştı. Fotoğraftaki devlet erkanını yüzlerinden tanımak imkansızdı, çünkü resimler çok küçültülmüştü. Ama belediye yetkilisi resimde kimlerin olduğunu biliyordu ya, okuyucu da bilecek sanıyordu. Hem resim altında yazıyordu kimin kim olduğu…</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">İşte reklamcılığı bilmeyen bir müşteri, bir patron ve bir grafiker birlikte tasarım yapıyorlardı, belediyenin paraları böylece çar çur ediliyordu.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Belediye başkanına bu tasarımlar doğru tasarım diye sunuluyordu… Bu tasarımı yapan yerlere AJANS deniyordu. Müşterinin dediğini yapana da grafiker… Ya müşteri? Bence asıl tasarımcı oydu! Yanlış mı?</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Ve bu ajanslar emir eri miydi? Grafikerler emir eri miydi? (Öyleydi demeye dilim varmıyor)</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Benim durumum orada ne oldu? Onu da gelecek yazıların birinde anlatırım eğer merak eden olursa…</span></span></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Merak eden olmuş;</p>
<p><strong><a href="https://www.facebook.com/melek.akcay.3386?fref=ufi">Melek Akçay Akbay</a>; </strong> Evet ne oldu? Gercekten komedi.</p>
<p><strong><a href="https://www.facebook.com/farukcagla?fref=ufi">Faruk Çağla</a>;<br />
</strong></p>
<p>Melekcim gerçekten iyi bir reklamcısın ki sonuçla hemen ilgilendin. İki defa istifa ettim herif kabul etmedi ya&#8230; 10 gün sonra bir tek ajanda işiyle sıfır BMW&#8217;i kapıya çekti. (araba 2006 da 140 bin liraydı) Bu dangalaklıkta, bu kültürde bir adam sırf iyi ilişkileri nedeniyle bu serveti nasıl elde eder diye hırslanıyordum ve grafiker Ahmet’e iyice hak vermeye başlamıştım. Ben böyle ikide bir istifa ederim diye kafa tutunca bu kez beni oraya aldıran ve kendisine kreatif direktör sıfatı verdiren yaşlı üniversite hocası bayanın da hiç bir yaratıcı vasfı olmadığı sadece müşteri temsilcisi olduğu da zaten tarafımdan anlaşılmıştı. Benim taviz vermeyen tutumum onu da rahatsız etmişti, çünkü sonuçta oraya beni o aldırmıştı.  Bu kez o kadının oradaki varlığı tehlikeye girdi.</p>
<p>O kadın sadece Ankaraya git filanca bakan yardımcısını bul selamımı söyle şu grafik taslaklarını imzalat denilince gidiyor ama sıfatı hoca ve kreatif direktör oluyordu.O ajansta iş bilmez patronu bu kadın da kafakola almışmüşterilerle birlikte kendi iş bilmezliklerinin yükünü grafik atölyesine çektiriyorlardı. Patronun ise umurunda değildi işini yürütüyordu, her patron gibi problem istemiyor, kârına kâr katıyordu. Altına sıfır BMW&#8217;yi çekiyordu. Bu kadın ise Skoda Favorit&#8217;e biniyordu&#8230; Grafikerler sabahlasın, yap boz yapsın bu kadınla patronun umurunda değildi. Düzen ve disiplin değil, düzensizlik içinde kavga döğüş iş çıkıyor ama nasıl çıkarsa çıksın yeterse çıksındı. O bayanla patron iş buyuruyor biz ise iş yapıyorduk sadece benim adım art direktördü.Grafiker Ahmet bu yüzden patrona rest çekemiyor bana rest çekiyordu.</p>
<p>Kısaca her an her saniye bir kurnazlık ile durumu  idare etme ve yalan söyleme içinde bir sinir harbi ile çalışma devam ediyordu. Sözde kreatif kadın, kocasına da aynı okulda ders verdiriyor, kocası öğle yemeklerini bedavaya getirmek için bizim ajansa geliyordu. Ama bu kadın, asla benim onca ricam karşısında o okulda bana bir saatlik bile ders verdirmiyordu. Verdirirse emri altından çıkacaktım. Kocası ve kendisi hiç bir şeyi eleştirmiyor sadece dinliyor hep idare ediyordu. Karı-koca hep sessiz ve uyumluydular.</p>
<p>Bu kadın bir gün dayanamayıp bana, odasında alçak sesle patron için &#8220;bu herif YAMUK herifin biri, kafası yamuk, düşüncesi yamuk, hatta gülüşü bile yamuk, ama ne yapalım Faruk bey şimdiki düzen yamuk, bu da yamuk düzenin yamuk adamı. Fakat sizi buraya ben aldırdım, siz ona karşı gelmekle benim otoritemi de sarsıyor benim buradaki varlığımı tehlikeye atıyorsunuz. Ben dört çocuğuma bakıyorum.Onları okutuyorum. Bu arada yamuk dediğim de aramızda kalsın dedi.  Ardından üç gün sora beni oradan attırdı. (iyi ki de arttırdı yoksa birilerini dövecektim)</p>
<p>Bu da yamuk düzenin YAMUK ÖĞRETİM GÖREVLİSİ&#8230; Bana açık verdi, açığını söylerim diye de korkup attırdı&#8230;</p>
<p>Bunlar böyle YAMUK olmasa grafikerler YAMULMAZ Melekcim. Sonra bu YAMUK hoca ben 2009&#8217;da Grafikerler Meslek Birliğini kurmak için üye kaydı yaparken bana selam bile vermeden kendi iki evladını getirip işten attırdığı adamın derneğine üye yaptı evlatları da YAMULMASIN diye&#8230; Ne acı değil mi?</p>
<p>İşte Yamuk ülkeden YAMUK insan manzaraları&#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tgdd.org.tr/anilar/reklam-ajansi-emir-eriniz-degildir-bolum-5.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ey bilgisayar, sen herkesi grafiker yaptın!</title>
		<link>http://www.tgdd.org.tr/anilar/ey-bilgisayar-sen-herkesi-grafiker-yaptin.html</link>
		<comments>http://www.tgdd.org.tr/anilar/ey-bilgisayar-sen-herkesi-grafiker-yaptin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2014 09:08:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[TGDD]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Anılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tgdd.org.tr/?p=250</guid>
		<description><![CDATA[Yıl 1989&#8230; Tepebaşıyla Şişhanenin kesiştiği yerde, Beyoğlu Belediyesinin karşısında tarihi bir apartmanın en üst katında reklam ajansı veya tasarım bürosu vardı. Ben de orada art direktörle grafiker karışımı bir görevdeydim. Bir de yardımcım bir genç kız vardı&#8230; O zamanlar bilgisayar yoktu, ama Letraset dönemi de [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="content clearfix">
<p><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">Yıl 1989&#8230; Tepebaşıyla Şişhanenin kesiştiği yerde, Beyoğlu Belediyesinin karşısında tarihi bir apartmanın en üst katında <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">reklam<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> ajansı veya <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">tasarım<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> bürosu vardı. Ben de orada <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">art<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> direktörle <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafiker<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> karışımı bir görevdeydim. Bir de yardımcım bir genç kız vardı&#8230;</p>
<p>O zamanlar <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">bilgisayar<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> yoktu, ama Letraset dönemi de kapanmıştı. Photosatz denilen compugrafik ışık <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">dizgi<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> sistemiyle metrelerce uzunluktaki kağıtlara <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">fotoğraf<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> tekniği ile siyah beyaz olarak yazılar, metinler ve başlıklar basılırdı. Arkalarına mum sürülür ve ve satırlar, kelimeler halinde kesilerek <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafik<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> tasarıma uygun kompozisyonlar halinde, satır satır parafinli milimetrik kartonlara yapıştırılırdı.</p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">Bu yapıştırma ve hizalama işini yapan kişilere de yardımcı <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafiker<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> veya pikajör denirdi.<br />
</span></span></span></span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><br />
İşte bu hanım arkadaşımız bu işi yapardı.</p>
<p>İki tane patronumuz vardı. Bir tanesi esmer ve matbaacılıktan gelen, öteki sarışın ve pazarlamacılıktan gelen iki tane beyefendi.</p>
<p>Aralarında çok ilginç ve akıllıca bir iş bölümü vardı. Pazarlamacılıktan gelenin çevresi genişti ve iş toplardı, iş getirirdi, iyi bir müşteri temsilcisiydi. Esmer olanın ise <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafik<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> ve <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">matbaa<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> tecrübesi fazla olduğu için ajansın kreatif direktörlüğünü yapar, <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafik<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> atölyeyi çekip çevirir, matbaalarla görüşür, <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">matbaa<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> koordinatörlüğü yapar, <span style="color: #333333; text-decoration: none;">baskıdan, ciltten, matbaadan çok iyi anlardı. Baskı öncesi filmleri asetat denilen şeffaf tabakalara montajını çok iyi becerirdi. <strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">Biz o işi yapan <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">matbaa<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> elemanlarına film montajcısı derdik.<br />
</span></span></span></span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><br />
</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;"><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">Bu patronun yakın bir arkadaşı vardı. Bu kişi; güzel sanatlar fakültesi mezunu değil fakat kreatif direktör veya <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">art<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> direktör havalarında bir kişiydi. Patronun sağ koluydu. Giyim ve davranışları havalıydı, burnundan kıl aldırmazdı. Patronlarla senli benli konuşur, onlara siz bana muhtaçsınız havası verirdi.</p>
<p>Bu kendini beğenmişliğinin yanında <strong>öteki özelliği dergi <span style="color: #333333; text-decoration: none;">mizanpajı yapmasıydı.<br />
</span></strong><br />
<strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">Üçüncü hamur milimetrik kağıtlara dergi sayfalarını kabataslak kompozisyonlar halinde çizerdi. Sayfayı sütunlara ayırır, tükenmez kalemle veya ispirtolu kalemle başlığı yazar, <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">fotoğraf<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> yerlerini kutular çizerek belirler, metinlerin puntolarını belirtir, <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">fotoğraf<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> altı yazıların italik olacağını işaretler ve bu taslakları yardımcımız hanım kızımıza verirdi. Bayan arkadaşımız da metinleri dizgiye gönderir, gelen metrelerce dizgileri keser, milimetrik kartonlara yapıştırır, <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">fotoğraf<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> kutularının çerçevelerini rapidoyla çizer, sayfa kroslarını da çizer, <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafik<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> çalışmayı filmci ve renk ayrımına gönderirdi.</p>
<p></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">Benim görevim ise; orada <strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">tek kişilik <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">reklam<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> ajansı gibi da</span></span></span></span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">vranmaktı. Bu; çok ilginç bir görevdi. Bu <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafik<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> atölyesi aslında dergi <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">tasarım<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">ı hazırlayan bir <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafik<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> büroydu&#8230; Her dergide en az 15 tane tam sayfa (bazen 2 sayfa karşılıklı) dergi <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">reklam<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">ı oluyordu ve bu dergi reklamlarının çoğu <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">reklam<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> ajansları tarafından dergiye hazır verilmiyordu. Mecburen bizim atölyede tasarlanması gerekiyordu&#8230;</p>
<p><strong>İşte bunları tasarlamak benim işimdi.<br />
</strong><br />
<strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">Metni olmayana metin, başlığı olmayana başlık yazıyordum. Metin yazarlığı, kreatif direktörlük ve <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafik<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> <span style="color: #333333; text-decoration: none;">tasarımcılık, <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">art<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> direktörlük <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">art<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">ık adına ne derseniz deyin, hepsini ben yapıyordum</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> ve <strong>bu yüzden tek kişilik ajans </strong>görevi görüyordum diyebiliyorum.</p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">Art <span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">direktörlük yapıyordum,</span></span></span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> çünkü renkli keçeli kalemlerle illüstrasyon ve <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">desen<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> çiziyor, renkli bir <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">ilan<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">ı elimle, keçeli kalemlerle, fırçayla ve ekolin boyayla yapıyor, müşteriye çok profesyonel bir taslak halinde sanki basılmış gibi sunabilecek hale getiriyordum.</p>
<p><strong>Karikatürcü ve illüstratör olmam nedeniyle </strong>renkli taslağı süratle yapıyor olmamda bir avantajım daha vardı, karikatürcü olmam nedeniyle de <strong>ana çelişkiyi hemen görüp gösterebiliyor ve konsepti, ana fikri hemen oluşturabiliyordum</strong>.</p>
<p>Mesela gübre ve toprak firması için bir <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">ilan<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> yapacağımız zaman metni okuyordum, metinde çiçeğiniz 3 günde açar ifadesi varsa hemen <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">ilan<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">ı 3 parçaya bölüyor, birinci gün fidan, ikinci gün yarım açmış çiçek, üçüncü gün tam açmış çiçek illüstrasyonu yapıyordum ve müşteriler bu espri ve buluş gücüne bayılıyordu&#8230;</p>
<p><strong>Sadece müşteriler bayılmıyor</strong>, her iki patron da &#8220;iyi ki aldık bu Faruk adlı grafikeri buraya&#8221; diyordu.</p>
<p>Patronun sağ kolu olan havalı kişi ise bana gıcık oluyordu.<br />
Onu oraya getiren esmer patron ise onun beni kıskandığını görüyor, bu kez patron ona gıcık oluyordu…</p>
<p>Havalı direktör, beni ezmeye çalışıyor, bu durum oradaki herkesin dikkatini çekiyordu.</p>
<p>Yardımcı <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafiker<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> bayanın, sekreter bayanın ve müşteri temsilcisinin de dikkatini çekiyordu.</p>
<p><strong>Bir müşteri temsilcimiz vardı</strong>, benden 3-4 yaş genç bir kardeşimizdi. Bağırarak konuşurdu, kendisi <strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">oluklu mukavva ve kutu bıçağı ustasıydı. <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafik<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> eğitimi almamıştı, <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafiker<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> diploması yoktu. Eli kalem veya fırça tutamaz, resim çizemez, dergi <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">mizanpaj<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">ı yapamaz, amblem <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">logo<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> yapamaz, <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">ambalaj<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">tasarım<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">ı hiç yapamazdı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">. Ama 15 cm yükseklik, 20 cm genişlik ve 12 cm derinlikte kutu kes dediğimde kutuyu çizer, kilit yerlerini, kulaklarını ve kapağını mükemmel bir biçimde hazırlardı. Bana verir ve ben de üzerine <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">tasarım<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">ımı yapar ona verirdim. O da müşteriye kabul ettirirdi.</p>
<p>Bu iş yerinde o günün parasına göre 500 lira alıyordum. Eski bir arabam vardı. Babama ait ahşap bir evin 40 m2 bir katında oturuyordum ve evlenmek üzereydim.</p>
<p>Bu iş yerinde çalışırken evlendim, nikah davetiyemi bu iş yeri bastı ve benden para almadı…<br />
Eşim öğrenciydi, kira vermiyorduk, eski bir arabam vardı. Geçinip gidiyorduk…</p>
<p>İş yerindekilerle de geçinip gidiyorduk. Özellikle sarışın olan ve pazarlamacı olan patron beni çok seviyor, beni esmer patrona ve onun adamı olan havalı direktöre ezdirmiyordu.</p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">Sarışın olan patron görmüştü ki, dergi <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">reklam<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">ı gibi zor bir konuyu hem konsept bulup, hem metin yazıp hem illüstrasyon çizip hem de <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafik<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">tasarım<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">ını yapabilen çok az <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafiker<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> var ve bütün bunlar çok çabuk bir zamanda oluyordu.<br />
</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"><br />
Şimdi tam hatırlayamıyorum, esmer patronun havalı direktörü sanırım işten ayrıldı, işi bıraktı. Onun işlerini de ben yapmak zorunda kaldım diye hatırlıyorum.</p>
<p>Ben o iş yerinden ayrıldım, Ortaköy’de o zamanların isim yapmış ajanslarından birine girdim, aynı paraya…</p>
<p>O ajanstaki anılarımı da daha sonra anlatırım.</p>
<p>Ayrıldığım Şişhanedeki ajansın ortağı olan sarışın patron beni daha sonra tek başına açtığı bir işyerine <strong>5 misli maaşla yeniden aldı.</strong> Bu da çok ilginç bir hikayedir…</p>
<p>Şişhanedeki ajansta yardımcı <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafiker<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> olarak çalışan bayan yine uzun yıllar aynı mesleğine devam etti.</p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">Fakat ilginçtir; <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">tasarım<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> bilmeyen, eli kalem ve fırça tutamayan, sadece kutu bıçağı çizebilen müşteri temsilcisi ne oldu biliyor musunuz? G<span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">rafiker<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> olmuş!</span></span></span></span></span></span></span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;">Neyin sayesinde? <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">bilgisayar<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> denilen sihirli alet sayesinde…</span></span></span></span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"></p>
<p>Ama yine de gerçekten kendini yetiştirebilmiş ve <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafiker<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> olmuşsa tebrik ederim fakat; duydum ki kendisini <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafik<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> bölümü bitirmiş mektepli <span style="font-family: Tahoma; color: #333333; font-size: 10pt;"><span style="color: #333333; text-decoration: none;">grafiker<span style="font-family: Tahoma; color: #414141; font-size: 10pt;"> diye tanıtıyormuş. Gençlere de kendisini duayen diye yutturuyormuş ama yaptığı tasarımları gören olmamış…</p>
<p>Faruk ÇAĞLA</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tgdd.org.tr/anilar/ey-bilgisayar-sen-herkesi-grafiker-yaptin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaratıcı Reklam Filmleri ve Yaratıcı Yönetmen</title>
		<link>http://www.tgdd.org.tr/anilar/yaratici-reklam-filmleri.html</link>
		<comments>http://www.tgdd.org.tr/anilar/yaratici-reklam-filmleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2014 09:07:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[TGDD]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Anılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tgdd.org.tr/?p=248</guid>
		<description><![CDATA[Yıl 2001, CNN Türk kanalında Soru-Cevap adlı program yayınlanıyor. Ben de PC başında hem iş yapıyorum hem de göz ucuyla bu programı seyrediyorum. Programın konusu; Reklamcılık ve reklam ajansları&#8230; Konu bu olunca işi gücü bıraktım daha dikkatli izlemeye başladım. Program konuğu o zamanki Reklamcılar Derneği [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="content clearfix">
<p>Yıl 2001, CNN Türk kanalında Soru-Cevap adlı program yayınlanıyor. Ben de PC başında hem iş yapıyorum hem de göz ucuyla bu programı seyrediyorum.</p>
<p>Programın konusu; Reklamcılık ve reklam ajansları&#8230;</p>
<p>Konu bu olunca işi gücü bıraktım daha dikkatli izlemeye başladım. Program konuğu o zamanki Reklamcılar Derneği başkanı bir hanımefendi. (adı bende gizli, özel olarak soran olursa söylerim)</p>
<p>Sunucu çeşitli sorular soruyor, bu hanım cevaplıyor. Derken, sunucu; izleyiciler de sorabilir, buradan cevap verebiliriz deyince, hazır bilgisayar önümde açıkken, 3-4 tane soruyu peş peşe yazdım e-mail olarak yolladım.</p>
<p>Sorular aklımda kaldığı kadar şöyleydi;<br />
1-Türkiyedeki Reklam Ajanslarında kreatif direktörler genellikle metin yazarlarından çıkıyor da art direktörlerden çıkmıyor nedendir?<br />
2-Türkiyede TV reklamlarında genellikle söz, gözden önce geliyor. Mesela; görsel efektleri güçlü TV reklamları değil de, sözel metni ön plana çıkaran radyo reklamı gibi olan Tv reklamları yapılıyor. Türklerin yaptığı TV reklamlarını TV yi seyretmeden filmi görmeden banyodayken dinlesek anlayabiliyoruz, ama yabancıların TV reklamlarında hem söz çok az, hem de görmeden anlayamıyoruz. Nedendir?<br />
3-Bu durumun bizde kreatif yönetmenlerin metin yazarlarından çıkmasının etkisi yok mudur? Türkiyede sözel kültür görsel kültürün önündedir, bunun bir etkisi var mıdır?<br />
4-Türk sinemasında da durum aynıdır, karnına bıçak saplanan kişi, şimdi ölüyorum der, oysa öldüğü zaten açıkça bellidir, seyirci daha iyi anlasın diye ayrıca ölüyorum demenin ne alemi vardır? Türk TV reklamcılığı biraz da buna benzemiyor mu?<br />
5-Siz reklamcılar derneği olarak örgütlenmişsiniz. Karşınızda Reklam Çalışanları DERNEĞİ veya SENDİKASI olmasını DEMOKRATİK DENGE açısından kabul eder ve ister misiniz?</p>
<p>Altına imzamı &#8220;Faruk Çağla art direktör&#8221; olarak attım, maili yolladım.</p>
<p>Gözümü ve kulağımı dört açarak dinliyorum, milletin soruları okunuyor, sıra bana gelmiyor. Çıldıracağım&#8230;</p>
<p>Derken, sunucu İstanbuldan Faruk beyin soruları da şöyle, diyerek ilk 3 sorumu okudu&#8230;</p>
<p>4 ve 5 no lu sorularımı sansürlediği gibi soyadımı ve mesleğimi de söylemedi&#8230;<br />
Habercilik ahlakına bakınız&#8230; Faruk bey diyor, hangi Faruk bey? (Oysa Hulki Cevizoğlu&#8217;na bir başka programda sorduğum sorularda İstanbuldan Grafik Tasarımcısı Faruk Çağla&#8217;nın sorusu şöyle diyordu. Haberci ahlakı budur.)</p>
<p>Sayın hanımefendinin cevapları yüzde doksan şöyle idi;<br />
&#8220;Ay bu izleyicimiz çok dikkatli.Kreatif direktörlerin genellikle metin yazarlarından çıktığı konusuna hiç dikkat etmedim, öyle midir bilmiyorum. Elbette metin yazarlığından gelen kreatif direktörler de vardır ama, mesela ben kendi ajansımın kreatif direktörüyüm ve ben müşteri temsilciliğinden gelip kreatif direktör oldum. Bu yüzden Kreatif direktörler metin yazarlarından çıkar gibi bir genelleme yapmak sanırım yanlış olur.</p>
<p>TV reklamlarımızın radyo reklamları gibi olmasına gelince, herhalde müşteri böyle istiyordur, yoksa bir reklam ajansı durup dururken radyo reklamı gibi TV reklamı niçin yapsın ki? Reklamverenlerin eğitim ve kültür durumuyla alakalı bir şey bu, bir de tabii müşteri hedef kitlesiyle alakalı.&#8221;</p>
<p>O programın bant kayıtlarını bulabilsem de size gösterebilsem, yüzde doksan böyle söyledi koskoca reklamcıların koskoca başkanı.</p>
<p>Cevaplarını iyice okursanız göreceksiniz ki; ben çalıştığım ajansta müşteri temsilcisiydim, elimde değerli müşteriler vardı, kendim ajans kurdum, başına geçtim, pazarlamacıyken yaratıcı yönetmen (kreatif direktör) oldum, dediği ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Demek ki müşteri ilişkilerinde de YARATICI olursan YARATICI YÖNETMEN olabiliyorsun. Ama bir şartla; AJANSIN SAHİBİ OLURSAN.</p>
<p>Buradan hareketle diyebiliriz ki; AJANS SAHİPLERİ isterlerse Kreatif direktör, isterlerse Art direktör olabiliyorlar.</p>
<p>Şimdi diğer konuya gelirsek; Türkiye&#8217;deki TV reklamlarının radyo reklamı gibi sözel ağırlıklı olup görsel ağırlıklı olmamasının kabahati asla ve asla reklamcının değilmiş, bütün suç müşterininmiş.</p>
<p>Bayan demek istiyor ki; ne yapalım, müşteri böyle istiyor! (Yani ajans, para kazanmak uğruna müşterinin emir eri olabilir. Yani; doğru reklamı değil, müşterinin beğeneceği reklamı yapabilir.) Reklamcılıkta bu tavizi verebilen birisi Reklamcıların başkanı, gerisini siz düşünün artık!</p>
<p>Bu zihniyete göre yazdığı başlığı değiştirdi diye peynirci müşterisini kovan reklam ajansı yanlış yapmıştır, müşterisinin istediğini yapmalıdır. Çünkü müşteri temsilciliğinden gelen yaratıcı yönetmenin yaratıcılığı ve yönetmenliği işte bu cevaplarda gördüğünüz yaratıcılık ve yönetmenlik kadardır</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Yine CNN Türk&#8217;teki yayına dönersek&#8230;</p>
<p>Evet bu bayan benim sorularımı böylece geçiştirdikten sonra, canlı yayına orta yaşlı bir izleyici telefonla bağlandı, aklımda kaldığı kadarıyla şöyle dedi;</p>
<p>&#8220;Ben 50 yaşında lise mezunu serbest meslek sahibi bir kimseyim. Özellikle TV reklamlarına aşırı bir ilgim var. Çoğu kez kendi kendime reklam filmi senaryoları yazıyorum ve çevreme anlatıyorum. Çevremdekiler de çok güzel deyip beni yüreklendiriyor. Ben bir reklam ajansında reklam yazarı olarak görev yapabilir miyim veya bu reklam filmi senaryolarımı nasıl değerlendirebilirim, baş vuracağım bir yer var mıdır?&#8221;</p>
<p>Şimdi Allahını seven beri gelsin, birisi size böyle derse sizin ne demeniz gerekir? &#8220;Şu yazdığın film senaryolarını benim filanca mail adresine mail at, işe yarar bulursak size döneriz&#8221;, demeniz gerekmez mi?</p>
<p>Adamcağız, &#8220;para pul istemiyorum, madem reklamcıların başısın, madem ki yaratıcı yönetmensin, ben de kendimce yaratıyorum, yaratıcı olup olmadığıma kim karar verecek, ben ne yapayım?&#8221; diyor&#8230;. Kadın ne dedi biliyor musunuz; &#8220;otur oturduğun yerde, sen kimsin ki reklam yaratıcısı ve yazarı oluyorsun&#8221; .</p>
<p>Tabii böyle demedi, aynı şeyi şu ifadelerle söyledi;</p>
<p>&#8220;Bir ajansta reklam yazarı olmak öyle kolay değildir. Ajansın kreatif havasını solumak, reklamcılığın içinde olmak gerekir. İyi eğitim almış olmak, yabancı dil bilmek, reklamcılık mesleğini bilmek gerekir. Biz önce junior metin yazarları alırız onlar daha sonra senior reklam yazarı olurlar. Bu iş ajaslarda böyle yürür, her başvuran yazar olamaz, belirli kriterler vardır. Dolayısı ile size amatör uğraşınızda başarılar dileriz&#8221;</p>
<p>Şimdi cevap mı bu? Adama resmen &#8220;senin eğitimin ne, tahsilin ne, kültürün ne? Sen kimsin ki reklam yazarı olacaksın&#8221; dedi.</p>
<p>O zaman kudurdum ben&#8230; Hemen yine mesaj yazmaya başladım.</p>
<p>1-Müşteri temsilcisi olmak için hangi okulu bitirmek gerekiyor?</p>
<p>2-Müşteri temsilciliğinden kreatif direktörlük (yaratıcı yönetmenlik) oluyorsa, bu izleyiciden de niçin junior reklam yazarı olmasın?</p>
<p>3-Bu izleyicinin yazdığı senaryoları görmeden niçin hemen reddediyorsunuz&#8230;?</p>
<p>Devamını da yazacaktım ki, program bitti&#8230;</p>
<p>Benim sinemacı bir dostum var, Eyüp Halit Türkyazıcı. Bir kaç yıl önce Hakkın rahmetine kavuştu. Nur içinde yatsın.</p>
<p>1958 doğumluydu. Yönetmen Şerif Gören&#8217;in asistanlığını yapmıştır. Yönettiği filmler; Ateşle Yaklaşma, Başkalarının Nefesi, Senaryosunu yazdığı filmler; Beyoğlu&#8217;nun Arka Sokakları, Katırcılar, Ateşle Yaklaşma.</p>
<p>“Başkalarının Nefesi” adlı filmin afişini de ben tasarlamıştım. Bu film piyasaya çıkarken çok melun bir hastalığa yakalandı, 3 yıl içinde eridi ve göçtü gitti. Allah rahmet eylesin.</p>
<p>Halit benim çocukluk arkadaşımdır. Mimar Sinan Üniv. Sinema TV bölümünü bitirmiştir. Kendisi bana hep şunu derdi; iyi bir filmin ilk önce iyi bir hikayesi (öyküsü) olacak, iyi bir senaryo ise iyi bir öykünün çok genişletilmiş halidir. Senaryo yüzlerce sayfa olabilir ama hikaye bir veya iki sayfadır.</p>
<p>Demek ki, iyi bir reklam filmi için önce iyi bir reklam hikayesi olacak.</p>
<p>Mesela; Nissan arazi aracının araziye çok uyumlu olduğunu göstermek için Nissan aracı, arazideki engellere göre bazen timsah, bazen örümcek halini alacak&#8230; bunu dedin mi, işte yaratıcılık buradadır. Bunun junior yazarlığı senior yazarlığı olmaz.</p>
<p>Bundan sonraki aşama bu filmin sahne sahne senaryosunu yazmak ve o senaryoya göre story boardlarını çizmektir.</p>
<p>Demek ki neymiş?</p>
<p>Nissan aracı şöyle sağlamdır böyle güzeldir demeyeceksin, laf salatası yazmayacaksın.</p>
<p>Fikir bulacaksın ve bulduğun fikir de prodüksiyona elverişli olacak.</p>
<p>Bundan 20 yıl önce bulunan buna benzer bir fikir, o zamanki dijital teknolojiyle film haline getirilip uygulanamazdı ama bu gün uygulanabiliyorsa iyi fikirdir.</p>
<p>Müşterinin briefine de uygunsa bu fikri bulan yaratıcıdır&#8230;</p>
<p>Ama, elektrikli ısıtıcının yağmurun altında bile çalıştığını göstermek için doğu şivesiyle;</p>
<p>&#8220;yoğmırda bile ısıtıy&#8221; demenin neresi yaratıcılıktır? Niçin &#8220;yağmurda bile ısıtıyor&#8221; demiyorlar da doğu şivesiyle diyorlar? Doğudaki insana satmak için mi? O zaman her bölge insanının lehçesine göre reklam filmi çekmek gerekecek, bir sürü masraf. Bu doğru reklam stratejisi midir? Bir infrared ısıtıcının yağmur altında bile çalıştığı ancak yerel lehçe ile anlatılınca mı anlaşılmaktadır? Böyle reklam yaratıcılığı olur mu?</p>
<p>Biz bölücüyü dağda arıyoruz. Oysa reklamlara baksak dizi filmlere baksak bölücüleri kolayca göreceğiz.</p>
<p>İşte, CNN Türk&#8217;teki o reklamcı başkanı bayanın dediklerinin hiç birini doğru ve anlamlı bulmuyorum.</p>
<p>Özellikle YARATICILIK, YARATICI YÖNETMENLİK, REKLAM YAZARLIĞI gibi konularda çok tutarsız açıklamalar yaptığı bu günkü gibi hafızamdadır.</p>
<p>Batıdaki reklam ajanslarında bu gibi tutarsızlıklar yaşanmaz.</p>
<p>Batıda reklam senaryosu yazmaya hevesli kişilerin hevesleri böyle kırılmaz.</p>
<p>Hayal gücünü bir marka veya bir ürünün tanıtılmasında kullanabilme yeteneğine sahip herkes değerlendirilir batıda&#8230;</p>
<p>Bizde grafik tasarım öğretiyoruz palavrasıyla grafik programları öğretiliyor ya&#8230;</p>
<p>Batıda ise Reklam okulları ve reklam kursları var&#8230; Orada sadece reklam yazarlığı, reklam hikayesi ve reklam senaryosu yazma teknikleri, yaratıcı düşünceyi geliştirme kursları da var&#8230;</p>
<p>Evet, sevgili üyeler, bir sürü ne dediği anlaşılmaz palavradan laf salatası okumak yerine yine canlı, yaşanmış ve gerçek hayat hikayeleri okuyorsunuz. Kıssadan hisse alıyor musunuz?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Faruk ÇAĞLA</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tgdd.org.tr/anilar/yaratici-reklam-filmleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reklam ajansı emir eriniz değildir!</title>
		<link>http://www.tgdd.org.tr/anilar/reklam-ajansi-emir-eriniz-degildir-bolum-1.html</link>
		<comments>http://www.tgdd.org.tr/anilar/reklam-ajansi-emir-eriniz-degildir-bolum-1.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2014 19:53:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[TGDD]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Anılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tgdd.org.tr/?p=245</guid>
		<description><![CDATA[Bu başlık 1975-1978 yılları arasında İstanbul telefon rehberinde sarı sayfalar içerisinde REKLAM AJANSLARI bölümünde yer alıyordu. Çeşitli reklam ajansları kendilerini tanıtan reklamlar vermişler, mesleklerini nasıl daha farklı ve daha iyi icra ettiklerini gösteren yazı ve resimlerle imaj ve müşteri kazanmaya çalışıyorlardı. Yukarıdaki sloganı yazan reklam [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: 14pt;">B</span>u başlık 1975-1978 yılları arasında İstanbul telefon rehberinde sarı sayfalar içerisinde REKLAM AJANSLARI bölümünde yer alıyordu.</strong></p>
<p>Çeşitli reklam ajansları kendilerini tanıtan reklamlar vermişler, mesleklerini nasıl daha farklı ve daha iyi icra ettiklerini gösteren yazı ve resimlerle imaj ve müşteri kazanmaya çalışıyorlardı.</p>
<p>Yukarıdaki sloganı yazan reklam ajansı AJANS 70 adında bir reklam ajansıydı.</p>
<p>Demek ki 1970 yılında kurulmuş bir firma idi ve bu yüzden adına Ajans 70 demişti. Bir de Ajans 72 vardı.</p>
<p>Ne tesadüftür; ben her iki firmada da grafiker olarak çalıştım.</p>
<p>Ajans 72 Aksarayda Valide Camiinin karşısındaydı. Sahibi Ferit bey idi. Sekreteri Türkan hanımdı. Daha çok açık hava reklamları yapardı. Sekreteri veya genel müdür yardımcısı Türkan hanım o günlerde çok moda olan Ferdi Özbeğen’in kasetlerini çalar, bize de dinletirdi. Biz de mecburen dinlerdik, teybi sonuna kadar açardı. Ümit Besen daha şöhret olmamıştı.</p>
<p>Biz Zülfü Livaneli ve Ruhi Su dinlerken, Ferdi Özbeğen dinlemeyi kültürsüzlük sayıyorduk. Oysa en kültürlüler bile tavernalarda bu müziklerle eğleniyordu.</p>
<p>Geçtiğimiz yıllarda Ferit abiyle telefonda görüştüm. Ferit abiyle Türkan hanım evlenmişler. 25 yıl önce evli değillerdi, sadece mesai arkadaşıydılar.</p>
<p>O günlerde Önem Halıları diye bir firmanın basın ve TV reklamlarını yapardık. TV henüz tek kanallı ve siyah beyazdı. Bulduğumuz harika slogan, “ben hanıma önem veririm, ben de halıma önem veririm, Önem HALI!” şeklindeydi. Reklam filmlerinde tiyatro sanatçısı Pekcan Koşar oynamıştı.</p>
<p>Ferit beyle biz ayak üstü slogan bulurduk. Reklam fotoğraflarını benim çektiğim olurdu. Yani metin yazmaya, reklam fotoğrafı çekmeye, Letrasetle başlık yazmaya, karanlık odada agrandizörde fotoğraf kağıdına amblem logo basmaya kadar, hatta Türkan hanım olmadığı zamanlarda telefonlara bakmaya kadar her işi yapardım.</p>
<p>Bir tek dükkanı silip süpürmediğim kalırdı. Bir gün grafiker dostum Atilla Demiriz aramıştı, telefonda sesini tanıyamadım, siz kimsiniz demişti bana, ben de “grafikerim burada” diyeceğime, “Ferit beyin işçisiyim” demiştim</p>
<p>Kızmıştı, “ya oğlum, işçi misin be, grafikerim” desene demişti.</p>
<p>Grafiker miyim, işçi miyim, yoksa emir eri miyim, yoksa sanatçı mıyım, bunu kısa zaman sonra anladım…(Siz ne zaman anlayacaksınız?)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: 14pt;">G</span>elelim Ajans 70’e. Bu firma da Sirkeci’den Cağaloğlu’na çıkan caddenin üzerinde, Vilayet binasının karşısındaydı. Dar uzun bir apartmandı. Bu apartmanın iki katı Ajans 70’e aitti.</strong></p>
<p>Sahibi sol görüşlü bir kimseydi… Grafikerlere; örgütlenin, eziliyorsunuz, bana grev yapın, direniş yapın derdi…</p>
<p>Şimdilerde ünlü bir ressam olan ve yurtdışında yaşayan Ufuk Kobaş adlı bir bayan grafiker olarak o günlerde Ajans 70’de çalıyordu. Zaten hep söylerim, ressamların grafikerlik yaptığı kadar, grafikerler ressamlık yapmaz diye. Çünkü grafikerlerin ressamlık yapmaya ihtiyaçları yoktur.</p>
<p>Ben iş başvurusu yaptığımda ajansın sahibi o güne kadar yaptığım çalışmaları görünce; “sen grafiker mi olmak istiyorsun yoksa sanatçı mı?” demişti…</p>
<p>Bu, çok tuhafıma gitmişti. Yani bu ajansta sanat yapılmaz gibi bir şey mi demek istemişti acaba… Ya da grafiker, sanatçı değildir mi demek istemişti?</p>
<p>Bu kişi; reklam ajansının müşteriye yön vermesi gerektiğinden, reklam ve pazarlama bilimi ve sanatından taviz verilmemesi gerektiğini söylüyordu… Başka ajansların para kazanmak için her tavizi verdiğinden söz ediyordu… Bunu bu gün söylese anlayacağım, taa 1978lerde söylüyordu. Demek ki ya bazı şeyler değişmiyordu veya bu kişi bazı toplumsal hastalıkları önceden kestirebilmişti.</p>
<p>Neyse girdik, çalışıyoruz. Bizim bulunduğumuz katta iki oda var; biri büyük bir oda ve vilayetin bulunduğu Ankara Caddesine bakıyor. Oda kapısının önünde merdiven boşluğu var ve öteki odanın kapısı gözüküyor. Öteki odada ise Britannica ansiklopedileri yığılı… Bu odadaki makamda ise patronun ortağı bir genç adam var. Belli ki iyi İngilizcesi olan ve dışarıda okumuş birisi… Hem ansiklopedi satıyor, hem de Ajans 70’in sol görüşlü patronunun ortağı veya yetkilisi… Yani hem batı kültürünün dev ansiklopedisini pazarlıyorlar, hem de işçi ve emekçiden yana gazete ve dergi çıkartıyorlar… Bu arkadaş ajansın belkemiği, bize yapılacak tasarımları anlatıyor, işi tarif ediyor. Yani müşteri temsilcisi… Bir de etkili konuşma sanatı dersleri almış olacak ki, konuşurken asla makam koltuğuna oturmuyor, uzun kanapede yanımıza oturuyor ve zaman zaman kolunu omuzumuza atıyor. Bayanlarla da böyle mi konuşuyor diye hep merak etmişimdir bu güne kadar. Yanlış hatırlamıyorsam, Mutlu bey derdik ona. Yüzü de adı gibiydi</p>
<p>Biz üst kattayız. Üst kat çatı katı… Üzerinde dam var ve kışın çok soğuk oluyor. Patron katı ise alt kat… Ara sıra patronun yanına giriyoruz… Odası hamam gibi… Neyle ısınıyor anlayamıyoruz. İş hanında kaloriferler yok… Bizim elektrik sobası ise sadece kendini ısıtıyor kocaman salonda… Camlar da alüminyum doğrama ve soğuk içerde… Yalıtım yok.</p>
<p>Allah allah… O sıcakta rahat rahat telefon görüşmelerini yapıyor, biz soğukta çalışamıyoruz, ellerimiz donuyor…</p>
<p>O sıralar tek renkli ve tek kanallı TRT 1 televizyonunda bir İngiliz dizi filmi oynuyor. Upstairs and Downstairs adında… Üst kattakiler ve alt kattakiler yani…</p>
<p>Film 1800 yıllarında bir şatoda geçiyor… Soylu bir Kont var ve geniş ailesiyle bir şatonun üst katında yaşıyor. Alt katta ise uşaklar, aşçılar, hizmetçiler, bahçıvan ve seyisler yaşıyor…</p>
<p>Herkes herkese karşı ölçülü ve saygılı… Tipik bir İngiliz demokratik bürokrasisi içinde avam ve elit bir arada mutlu bir biçimde yaşıyorlar…</p>
<p>Oysa bizim ajansta alt kattakiler ve üst kattakiler arasında değil demokrasi, normal bir bürokrasi bile yok. Durum biraz ters, üst kattaki işçiler donuyor…</p>
<p>Hani patronumuzun dediği grev ve direnişi yapacağız ama önce ısınmamız lazım.</p>
<p>O sıralarda da televizyonda İzocam diye bir firmanın reklamı oynuyor. Çizgi film olarak yapılmış. Çatısını İzocam’la kaplatmayıp ısı yalıtımı yapmayan bir apartmanda, üst katta oturan aile; kapıcııı diye seslenip, yak şu kaloriferi donuyoruz diyor. Kapıcı kalorifer kazanına kömürü dolduruyor, bu sefer alt kattaki aile çıkıyor; söndür şu kaloriferi pişiyoruz diyor. Kapıcı şaşırıp kalıyor. Sonunda çatıyı İzocam’la kapatıp bu sorun halloluyor…</p>
<p>Hem bu reklam filmi, hem de Üst kattakiler-Alt kattakiler adlı İngiliz dizi filminden etkilendim. En çok da soğuktan titreyerek fırça, kalem ve gretuar (maket bıçağı) kullanmaktan etkilendim. (O zamanlar Mouse yoktu, biz Mouse denilince Walt Disneyin Micky Mouse’unu anlıyorduk)…</p>
<p>Zaten karikatür de çiziyordum. Tuttum bir karikatür çizdim. Aynı İngiliz dizi filmi gibi üst kattakiler-alt kattakiler yazdım.</p>
<p>Üst kattaki salonda battaniyelere sarınmış halde hem çalışan hem titreyen grafikerleri, alt katta da rahatça oturan patronu çizdim. Sanırım, patrona da “bu elemanlar hem donuyorlar hem grev yapmıyorlar, nasıl işçi bunlar” gibi bir laf söylettim.</p>
<p>Karikatürü duvara astım…</p>
<p>Sonra ne oldu hatırlamıyorum. Pek hoş karşılanmadığı kesin… Ama kovulmadım. Oranın tadı kaçtı… Grev yapamadan ben ayrılmak zorunda kaldım.</p>
<p>Ama aklımda ne kaldı biliyor musunuz?</p>
<p><strong>Evet reklam ajansı hiç bir müşterinin emir eri olmamalıdır. Yani müşteri ajansa her dediğini yaptıramamalıdır, ajans müşteriye yön vermelidir, müşteri ajansa değil…</strong></p>
<p>Bu yüzde yüz doğrudur…</p>
<p>Ama grafiker de emir eri değildir. Yanına oturan bir müşteri şurasını şöyle yap, burasını böyle diyorsa… Tasarımı grafiker değil, müşteri yapıyorsa… Grafiker sadece müşterinin bilgisayar kullanan eli oluyorsa….</p>
<p>Hele hele zor koşullar altında çalışmaya zorlanıyorsa&#8230; Hele buna itiraz etmiyorsa&#8230; Hele arkadaşlarından daha ucuza çalışıp onları işinden ediyorsa&#8230;</p>
<p><strong>O grafiker de grafiker midir?</strong> Yaptığı tasarım onun kendine ait özgün tasarımı mıdır?</p>
<p>O grafiker de grafiker değildir… diyecem ama dilim varmıyor&#8230;</p>
<p>Faruk ÇAĞLA<br />
24.08.2008</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tgdd.org.tr/anilar/reklam-ajansi-emir-eriniz-degildir-bolum-1.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
